Skip to main content

YENİDOĞANIN FİZİK MUAYENESİ

PRETERM BEBEKLERİN FİZİK ÖZELLİKLERİ

Preterm doğanlarda fizyolojik bir hipotoni hali vardır. Başın gövdeye oranı normal bir yenidoğana göre büyüktür (preterm megasefalisi). Fontanel geniş, göğüs duvarı yumuşak ve karın gergindir. Cilt ince, jelatinöz görünümde ve verniks kazeoza ile örtülüdür. Deri altı yağ dokusu azdır, Vücut yüzeyi tartıya göre geniştir. Buna bağlı olarak pretermlerde ısı kaybı fazladır. Ödem genellikle pretermliğin refakat belirtisidir. Genital organlar az gelişmiştir. Erkek çocukta testisler skrotuma inmemiş, kızda labium majörler minörleri örtmemiştir. Kulak kıkırdağının yapısı yumuşak, kıvrım

sayısı azdır. Meme ucu miadında olanlarda 0.75-1 cm olmasına karşın pretermlerde palpe edilmez veya 0.5 cm den küçüktür. Ayak tabanı çizgileri gelişmemiştir.

DÜŞÜK DOĞUM AĞIRLIKLI BEBEKLERDE KARŞILAŞILAN PROBLEMLER

 

Preterm:                                SGA:                                                      Her ikisinde ortak:

*RDS                                     *Perinatal asfiksi                                *Hipoglisemi

*PDA                                     *Mekonyum aspirasyonu               *Termoregülasyon bozukluğu

*ROP                                     *Polisitemi                                            *Hipokalsemi

*Hiperbilirubinemi

*NEC

*PV-IV kanama

 

Prematüreliğin Sorunları

1-Solunum ile ilgili sorunlar: En önemli problem respiratuar distres sendromudur (RDS). Akciğerlerde sürfaktan sentezinin tamamlanması 35. haftayı bulduğu için gestasyon yaşı 35 haftanın altında olan bebekler hyalen membran hastalığı açısından risk altındadır. Sürfaktan eksikliği durumunda alveollerin kollabe olması nedeniyle oksijenizasyon sağlanamaz. Gelişen hipoksi tüm organ sistemlerini etkiler. Mortalite ve morbiditesi yüksektir. Respiratuar distrese yol açan diğer durumlar ( pulmoner hemoraji, aspirasyon sendromu, kongenital pnömoni, pnömotoraks, bronkopulmoner displazi) ve tekrarlayan apne de görülebilir.

 

2-Kardiyovasküler sistem sorunları: Hipotansiyon ve PDA sık karşılaşılan sorunlardır. Akciğerlerin yeterince havalanmaması nedeniyle pulmoner damar basıncı yüksek kalınca fetal dolaşım devam eder. Pulmoner arter ile akciğerlere gönderilen kan akciğerlere varmadan duktus arteriozus yoluyla aortaya geçer. Bu da hipoksiyi daha da ağırlaştırır. Kan ve sıvı kayıpları zor tolere edilebildiğinden hipotansiyon ve hipovolemi sıktır.

3-Göz problemleri: İmmatür retina damarlarının oksijene konstriksiyonla cevap vermeleri sonucu ortaya çıkan ve körlükle sonuçlanabilen bu duruma  prematürite retinopatisi (ROP) adı verilir.

4-Hiperbilirubinemi-kernikterus: Preterm bebeklerde term bebeklere göre sarılık daha sık görülür ve daha düşük bilirubin seviyelerinde bile kernikterus riski fazladır.

5-Gastrointestinal sistem sorunları: Gastrointestinal sistemin immatüritesinden kaynaklanmaktadır. En ciddi sorunlardan biri olan nekrotizan enterokolit (NEC) yenidoğan yoğunbakım ünitelerinde izlenen tüm bebeklerin %3-5’inde gözlenir. Etyolojisinde barsak perfüzyon bozukluğu, barsaklara ozmotik yük binmesi, bakteriyel kolonizasyon gibi faktörler suçlanmaktadır. Mortalite %30-40 civarındadır. 1000gr.ın altındaki bebeklerde bu oran %80’lere çıkabilmektedir. Ayrıca mide hacim düşüklüğü, gastrik boşalma zamanının kısalığı, egzokrin enzimlerin immatüritesi önemli beslenme sorunları ortaya çıkarabilmektedir.

 

6-Santral sinir sistemine ait sorunlar: Periventriküler germinal matriksteki kapiller damarların frajilitesinin yüksek olması nedeniyle preterm bebeklerde periventriküler ve intraventriküler kanamalarsıktır. Perinatal asfiksi olursa sıklığı daha da artar. Ayrıca prematürelerde spastik dipleji, hemipleji sensörionöral işitme defektleri, epilepsi, serebral palsi gibi sorunlara daha sık rastlanır.

7-İmmünolojik defektler: Bu bebekler azalmış opsonik aktivite, azalmış kompleman aktivitesi, suboptimal fagositoz ve annelerinden geçen IgG’lerin azlığı nedeniyle immünolojik olarak defektiftirler. Bu nedenle enfeksiyonlara yatkınlık söz konusudur.

SGA Bebeklerin Sorunları:

1-Solunum Sistemi: SGA bebekler kronik bir intrauterin strese maruz kaldıkları için salgılanan hormonlar nedeniyle akciğerleri prematürelere göre daha iyi olgunlaşmıştır. Bu nedenle hiyalen membran hastalığı çok sık değildir. Yaşatılabilen aşırı düşük doğum ağırlıklı bebekler de genellikle gestasyonel yaşları daha büyük SGA bebeklerdir. SGA bebeklerin perinatal asfiksi riski de yüksek olduğu için doğum odasından başlanarak dikkatle izlenmeli ve tedavi edilmelidirler. Mekonyumlu doğma olasılığı yüksek olan bu bebekler doğumhanede uygun şekilde aspire edilip resusitasyon gerekiyorsa doğru şekilde resusite edilmelidirler. Bu bebeklerin ilk solunumlarını yapmadan ağız, burun ve farenkslerinin, gerekiyorsa larenks ve trakeanın aspire edilmesi gelişebilecek mekonyum aspirasyonu sendromu riskini azaltmak için çok önemlidir.

2-Santral Sinir Sistemi: Perinatal asfiksi nedeniyle hipoksik iskemik ensefalopati ve buna bağlı konvülsiyonlar görülebilir. Prognoz hipoksinin ağırlığı ile ilişkilidir.

3-Hematopoietik Sistem: Kronik intrauterin hipoksinin eritropoietini stimüle etmesi nedeniyle polisitemi sık görülür. Buna bağlı olarak solunum sıkıntısı, siyanoz, beslenme güçlüğü, nekrotizan enterokolit gibi sorunlarla karşılaşılabilir.

Her İkisinde Birden Görülen Sorunlar:

 

1-Hipoglisemi: Prematüre bebeklerin %15 inde, SGA bebeklerin ise %67 gibi yüksek bir oranında hipoglisemi görülür. Glikojen depolarının azlığı ve glukoneogenezin yetersiz olması esas nedendir. Erken beslenme ve i.v. glukoz verilmesi ile insidans azalmıştır. Bu bebeklerde doğumdan sonraki ilk günlerde sık aralıklarla kan glukoz düzeyine bakılması gereklidir.

 

2-Termoregülasyon Bozukluğu: Subkütan yağ dokularının yetersiz olması nedeniyle hipotermi sıktır. Vücut yüzeyinin vücut ağırlığına oranının fazla olması da ısı kaybını artıran bir faktördür.

3-Hipokalsemi.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir