Skip to main content

SANTRAL SİNİR SİSTEMİ VE FARMAKOLOJİSİ

Yan Etkileri:

Toksisitenin ilk belirtisi tremordur.

Nefrojenik Diabetes insipidus ortaya çıkartır ve buna bağlı olarak poliüri ortaya çıkartır.

Guatrojen etkilidir (hipotiroidi)

Lökositoz

 

 

Nefrojenik Diabetes İnsipidus tablosu oluşturan en önemli ilaçlar;   

    Lityum  

Demekloksiklin

   

 

             

Akut İntoksikasyon:

Şiddetli diyare, konvülsiyonlar, fokal nörolojik defisitler ve koma gelişir.

Çok küçük moleküllü bir madde olduğundan dolayı GİS’den emilimini azaltmak için aktif kömür kullanmak çok faydalı değildir.

          Ozmotik diüretikler, asetazolamid, triamteren ve metilksantinler; lityumun atılımını hızlandırır. Furosemid, tiazid volüm deplesyonu yapıp, lityum geri amilimini arttırırlar.

Süte belirgin olarak geçer. Bebekte “floppy baby” sendromu (hipotoni, siyanoz) oluşturabilir.

Gebelikte kullanılırsa fetal kardiyak anomaliler (Ebstein anomalisi) gelişebilir.

 

Lityumun plazma düzeyini artıranlar:

Dehidratasyon

Tiazid grubu diüretikler

ACE inhibitörleri

NSAİİ (aspirin ve sulindak hariç)

Renal yetmezlik

Lityumun plazma düzeyini azaltanlar:

Teofilin ve aminofilin

Osmotik diüretikler

Gebelik

 

 

 

 

Karbamazepin

Lityuma yanıt vermeyen olgularda profilakside ilk tercihtir.

Nöroleptikler (Haloperidol)

Akut antimanik etki gösterirler.

VALPROİK ASİT

LORAZEPAM / KLONAZEPAM

VERAPAMİL / NİMODİPİN

GABAPENTİN / LAMOTRİGİN / TİAGABİN / TOPİRAMAT

OMEGA-3 YAĞ ASİTLERİ

 

NÖROLEPTİKLER

Nöroleptikler, aynı zamanda antişizofrenik ilaçlar, antipsikotik ilaçlar veya major trankilizanlar olarak da dallandırılırlar.

Primer olarak şizofreni tedavisinde kullanılırlar ancak mani veya delirium gibi diğer psikozların tedavisinde de yararlıdırlar.

Şizofreni mesolimbik dopaminerjik nöronların hiperaktivitesi sonucu olur.

           Klasik antipsikotikler D2, atipik olanları D4 reseptörünü bloke ederler.

Tüm nöroleptik ilaçlar beyinde ve periferde dopaminin reseptörlerini bloke ederler.

Santral sinir sisteminde 5 tip dopamin reseptörü vardır.

D1 ve D5 reseptörleri (adenilat siklazı aktive eder.)

D2, D3 ve D4 reseptörleri (adelilat siklası inhibe eder

 

PSİKOTİK BOZUKLUKLAR

ŞİZOFRENİ
Halusinasyon, paranoya ile giden gerçekle bağlatının koptuğu psikotik hastalıktır.

1-Aktif dönemde; (+) belirtiler ön plandadır.

(+) belirtiler → Normalin dışına sapmalar ve aşırılık belirtileridir.

Aşırı konuşmadan hiç konuşmamaya varan değişiklikler, sterotipi

Duygulanmada uygunsuzluk, taşkınlık, çocuksuluk

Düşünce içeriğinde gerçek dışı, tutarsızlıklar, düşünce okunması, sokulması, yayınlanması

Düşünce ve davranışların olağan dışı etkilenmesi

Sanrılar (En sık körükük görme) , Algı bozuklukları (varsanılar-halüsinasyonlar (işitsel) ve illüzyonlar)

Dezorganize konuşma (aşırı konuşma) ve davranışlar (uygunsuz duygulanım-taşkınlık)

Katatoni veya eksitasyon

 

2-Rezidüel dönemde; (-) belirtiler ön plandadır. (-) belirtiler → Normal işlevlerde azalma,

 İsteksizlik, içe kapanma, ilgi-zevk ve kendine bakımda azalma

Konuşma ve düşüncede fakirleşme

Soyut düşüncenin bozulması

Duyguların dışa vurumunda yüzeysellik (künt duygulanım, kayıtsızlık)

 Düşünce üretimi ve akışındaki azalma (konuşma fakirliği)

Amaca yönelik hareketlerin başlamasında azalma ve bozukluk

Sorumluluk almama, iş ve toplumsal uyumda bozulma

 Dikkat azalması, bellek azalması dur.

 

 

 

 

Şizofreninin Klinik tipleri

1-Paranoid: 

Düşünce içeriği bozukluğu hakimdir.

Sanrılar ve işitsel halüsinasyonlar tabloya hakimdir.

Persekütif, büyüklük, kıskançlık, kuşkuculuk-alınganlık ve etkilenme sanrıları vardır. Dinsel ve referans sanrıları da eklenebilir.

 

2-Hebefrenik (dezorganize):

Daha erken yaşta başlar.

Kişilik dağılması ve yıkım hızlıdır. kendi dünyasında yaşar ve dış dünya ile ilişkisi kopuktur.

Tabloya “dağınıklık” hakimdir .

Düşünce ve duygulanma bozuklukları, Dezorganize konuşma ve davranış, Künt-donuk yada uygunsuz affekt temel özelliğidir.

Çocuksu davranışlar, ekolali-söyleneni tekrar söylemesi, ekopraksi-yapılanı tekrar yapması, çılgın davranışlar görülür.

            Prognozu en kötü, tedaviye en az yanıt veren tiptir.

3-Katatonik:

            15-25 yaşlarda sık ve ani ortaya çıkar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir