Skip to main content

PATOLOJİ

Agresif fibromatozislerin insanda dört formu bulunur:

●    Dupuytren kontraktürü: Palmar (avuç içi) kontraktür.

●    Lederhousen hastalığı: Plantar (ayak tabanı) kon­traktür

●    Peyroni hastalığı: Peniste kavernöz doku kontraktürü .

●    Desmoid tümör: Batın ön duvarı yerleşimlidir. Sıklıkla kadınlarda normal doğum ya da rekürren sezaryen son­rası batın ön duvarında sıklıkla izlenir (batın ön duvarıdışında desmoid tümör, kadın erkek eşit oranda izlenir). Diğer fibromatozislere göre daha büyük ve daha agre­siftirler. Unutulmaması gereken, desmoid tümör Gardner sendromunun bir komponentidir. Desmoid tümörü olan her hasta kalın barsakta adenomatöz polip varlığı yönünden araştırılmalıdır.

Agresif fibromatozisler lokal agresif (yetersiz cerrahi çıkarım sonrası sıklıkla nüks eder, ama metastaz yap­mazlar) lezyonlardır.

c-   Kontraktür formasyonu özellikle geniş yanıklar son­rası gelişen skar dokusunun gerilerek ekstremite ve vücut hareketlerini sınırlamasını tanımlar.

 

Onarıma Genel Bakış

Karaciğerde akut hepatiti takiben iyileşmede genellikle tam rejenerasyon izlenir. Burada virüsü taşıyan hepatositlerin (D8+ T lenfositleri tarafından apopitozla öldürülmeleri ve tek hücre kaybı olduğu için kolayca (kontakt inhibisyon bozulması üzerinden) rejenerasyon ile onarılmaları ile sonuçlanır.

Kronik hepatitte ise kronik iltihap ve özellikle köprüleşme nekrozu ve organın çatısında oluşan hasar sonucu gelişen fibrozis ile giden (organizasyon) bir iyileşme izlenebilir; bu sürecin korkulan sonucu siroz gelişimidir. Siroz gelişse dahi hepatositlerde rejenerasyon yeteneği korunmuştur; bu nedenle sirotik nodüller zamanla hepatosit proliferasyonu sonrası büyür.

Karaciğerde fibrozis, Disse aralığındaki ito (staliate) hücreleri tarafından üretilir.

İto hücrelerini fibroblast’a dönüştürüp kollajen üretimine sevk eden en önemli medyatör ise TGF-b’dır.

Fulminan hepatiti takiben gelişen (viral hepatit sürecinde patolojik bir immün cevap sonucu ağır karaciğer hasarı oluşumu) sirozun ön planda nedeni ise karaciğer dokusunda organın çatısının ağır hasardır; sonuçta ful­minan hepatit gibi geniş nekrozlarla karakterize tablolar­da makronodüler siroz gelişimi izlenir.

Böbrekte glomerül hasarı rejenerasyon ile iyileşemez, glomerül hasarı gelişmiş ise sonuç daima glomerülo-skle­rozdur (glomerüllerin fibrozisi). Böbrekte tubül epitelieri ve kaliksi döşeyen değişici epitel hücre tabakası rejene­rasyon gösterebilir. Böbreğe gelen antijen antikor komp­leksleri glomerülonefritlerin temel nedenidir.

Poststreptokoksik glomerülonefrit antijen-antikor kom­pleksinin glomerüllerde birikimi ile karakterizedir; ancak böbrek bir defalık böyle bir saldırıyla karşılaştığı için glom­erüllerde bulunan fagositik hücreler (mezangial hücreler) tarafından tama yakın temizlenir ve kişi minimal hasarla düzelir. Ancak sistemik lupus eritematozis gibi kronik antijen-antikor kompleksieri ile giden hastalıklarda mezangial hücreler temizlemeye çalışsa da tekrarlayan ataklar sonucu ve her atakta bir miktar glomerülün skleroza gitmesi nedeni ile uzun süre sonunda böbrek yetersizliği gelişir.

Beyin ve miyokard enfaktusünün onarımı mortalite ve morbiditeyi önemli ölçüde etkiler.

 

 

 

 

 

Miyokard enfarktüsunde onarımKalpte bir koroner arterde tıkanma¯Koagülasyo nekrozu gelişimi¯Birinci gün; Baskın hücre nötrofiller(akut iltihap)¯2-3. günler; Baskın hücre makrofajlar(dokuyu temizlerler)¯4-6. günler; Baskın hücre fibroblast + Tip III kollajen+ anjiogenezis + Ödem + hafif iltihap =Granülasyon dokusuKalp ve iskelet kasının rejenerasyon yeteneği yoktur,

Hasar daima fibrozis (organizasyon) ile iyileşir.

¯

7. günden sonra Tip 1 kollajen tip 3’ün yerine geçer

¯

Takip eden üç ay için yara gerimi gelişimi

● Miyokard enfarktüsü sonrası en sık komplikasyon; aritimi

● 2-4. günler arasında papiller kas rüptürü

● 4-7. günler arası kalp duvar rüptürü (granülasyon dokusu aşamasında)

● En erken 15. gün en sık 2. ayda anevrizma gelişimi  (yara gerimi aşamasında)

 

 

Beyin enfaktüsünde onarım

Beyinde damar takınması ve likefaksiyon nekrozu gelişimi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir