Skip to main content

PATOLOJİ

a-   Radyan enerji absorbsiyonu (UV, X ışını)

b-   Hücrenin normal metabolik prosesleri süresince gerçekleşen redüksiyon oksidasyon reaksiyon­ları (solunum, ksantin oksidaz, fenton reaksiyonu gibi) esnasında ve özellikle demir (ve bakır) meta­bolizması sürecinde FeH+’in hücre içinde FeH’e dönüştürülmesi, (Fenton reaksiyonu) hücre için büyük bir oksidatif hasardır.

c-   Dış kaynaklı kimyasalların ve ilaçların enzima­tik metabolizasyonu: Örneğin CC14’ün CCI3’e dönüştürülmesi gibi.

d-   Nitrik oksit (NO), önemli bir kimyasal mediyatör­dür (endotel, makrofaj ve nöronlarda) ve serbest oksijen radikallerine dönüşebilir.

e-   İskemik hasarlı bölgenin reperfüzyonu ve ok­sijen tedavisi

f-    Enflamasyonda PNL ve makrofajlar yolu ile oluşur.

 

Antioksidanlar

Serbest radikaloluşumunu baskılayan, oluşan serbest ra­dikalleri inaktive ve hücresel hasarlarını nötralize eden moleküllerdir.

●    Vitaminler (E, A ve C vitamini)

●    Sitoplazmadaki sistein ve glutatyon

●    Eser element olarak selenyum

●    Demir ve bakır gibi metallerin katabolizması esnasında oluşan reaktif oksidatif hasarı etkisiz hale getirenler: Transferrin, ferritin, laktoferrin ve serüloplazmin gibi en­zimler antioksidan etkilidir.

●    Serbest radikaloluşturma potansiyeli bulunan (hidrojen peroksit ve süperoksit anyon) reaksiyonları nötralize eden enzimler de antioksidan etki gösterirler;

Katalaz (2H202 ® O2 + H2O), süperoksit dismutaz (manganoz süperoksit dismutaz mitokondride, bakır ve çinkosüperoksit dismutaz sitozolde bulunur), glutatyon peroksidaz.

 

Antioksidanların hücre içindeki yerleri

Bütün hücre ve organel membranıarı: E (a takaferol) ve A vi­tamini, fl-karoten

Mitokondri: Su peroksit dismutaz, glutatyon peroksidaz

Peroksizam: Katalaz

Sitoplazma: Superoksit dismutaz, C vitamini, glutatyon peroksi­daz, ferritin, seruloplasmin

Antioksidan enzimlerin mineralleri

Çinko: Sitoplazmik süperoksit dismütazın kompo­nentidir

Mangan: Mitokondriyal süperoksit dismütazın kom­ponentidir

Bakır: Sitoplazmik süperoksit dismütazın kompo­nentidir. Seruloplazminin (Fe+++ ® Fe++) komponen­tidir.

Selenyum: Glutatyon peroksidazın komponentidir

Serbest oksijen radikal hasarına örnekler

1-   Retrolental fibroplazi: Respiratuvar distres sendro­mu (hiyalen membran hastalığı) bulunan yeni doğanlar­da yüksek basınçlı; % 100 O2 uygulamasını takiben geli­şen serbest radikal hasarı nedenli körlüğü tanımlar.

2-   Hemakromatozis tablosunda dokularda aşırı biriken demirin neden olduğu serbest radikal hasarı Fenton re­aksiyonu olarak birikir. Bronz diyabet ve mikronodüler sirozla karakterizedir.

Hemakromatoziste en sık ölüm nedeni rekstriktif kardi­yomiyopatidir (bu etkilerin tamamı demirin direkt fib­roblastiarı uyararak kollajen sentezine neden olmasının bir sonucudur).

Hemakromatoziste demirin enfazla biriktiği organ olan karaciğerde; hepatositlerde aşırı miktarda oluşan serbest oksijen radikallerin hepatositler üzerindeki tipik etkisi ağır DNA hasarı ve hepatosellüler karsinom gelişimine yol açmasıdır.

3-   Asetaminofen hepatotoksisitesi temelde asetami­nofen nedenli oluşan serbest radikallerin sitokrom P450 sistemini etkilemeleri ve karaciğerde yağlanma nekroz ve yetersizliğe neden olmasıdır.

 

4-   Eksojen alınan karbon tetraklorür (CCI4) karaciğer­de CCI3′ e dönüşür; bu yüksek oranda toksik bir serbest radikaldir.

Sonuçta otokatalitik membran fosfolipit peroksidasyonu­na yol açar.

30 dakikada içinde hücrede protein sentezi durur, 2 sa­atte düz endoplazmik retikulum şişer ve ribozomlar gra­nüllü endoplazmik retikulumdan ayrışır. Sonuç protein sentezinin durması ve karaciğerin hızla yağlanmasıdır.

 

Kimyasal zararlar: iki yolla hücreye zarar verebilirler;

 

a-   Bazı kimyasallar direkt olarak hücre organellerine zarar verirler. Örneğin, civa klorid zehirlenmesinde civa hücre membranı, diğer hücresel proteinleri (sülfidril gruplarına bağlanarak) ve ATPaz bağımlı transportu baskılar ve direk hücre hasarı oluşur.

b-   İkinci yol ise inaktif kimyasalların toksik metabolitlere dönüşerek hücreye zarar vermesidir. Bu değişim genellik­le karaciğerde düz endoplazmik retikülumda bulunan p450 yardımıyla oluşur. p450 etkisi ile değişime uğrayan metabolitler serbest oksijen radikallerinin oluşumu, mem­bran zararı ve karsinojenik molüküıleri ortaya çıkmasına neden olabilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir