Skip to main content

PATOLOJİ

Desmozon epidermiste stratum spinozum içindeki hücre­lerde çok miktardadır ve ışık mikrosbunda rahatlıkla gö­rülebilirler. Desmozomlar derinin sağlamlığını yani dayanıklılığını oluşturur. Desmozoma karşı lg G yapısında otoantikor intraepidermal akantoliktik büllerle karakteri­ze “pemfigus” olarak bilinir.

Hemi desmozom ise epitel hücrelerini bazal laminaya bağlayan en iyi bilinen yapıdır. Hemidesmozomlar, des­mozomların kullandığı katherinlerin aksine integrinleri adezyon molekülü olarak kullanırlar. Epidermiste hemi­desmozomlara karşı oto antikor; supebidermal büllerle karakterize “büllöz pemfigoid” olarak bilinir.

4-      Komşu hücre membranlarının yakınlaşması ile nek­sus (gap junction) Neksus; konneksin olarak adlandırılan 6 adet transmembran proteinden oluşur.

Neksusun merkezinde bulunan konneksin iki hücre ara­sında hidrofilik kanaloluşturup hücreler arası küçük mo­leküllerin, hormonların, cAMP, GMP ve iyonırın transferi­ni sağlar. Kalp kasında ritmik düzenin sağlanmasında bu yapının önemli rolü vardır. Neksus saptanan hücreler içinde nöral, nöroglial hücre, ependimal hücre, düz kas, pankreas adacık hücreleri’ de bulunur.

 

Hücre adezyon molekülleri

Hücreler arası bağlantıda ve hücrelerin ekstraselüler me­safedeki proteinlere tutunmasında rol alırlar. Günümüz­de hücre adezyon molekülleri dört alt grubta incelenir:

 

a-   integrinler: Heterodimer yapıdadıriar; hücreleri eks­trasellüler mesafeye bağlarlar ve özellikle ekstrasellüler aralıktaki fibronektin ve lamiiine bağlanırlar. Fibronektin ise kollajene, fibrine, proteoglikanlara ve hücre yüzey re­septörlerine; laminin ise bazal membranıarda yüksek oranda bulunur ve özellikle tip iV kollajene bağlanır. in­tegrinler hücre iskeletinde lokalize olan talin, vinculin ve paxillin ile “hücre fokal adezyon kompleksini” oluşturur­lar. Bu aktif kompleks MAP kinaz, PKC ve PI-3 kinaz yo­lunun tetiğini çeker. Bu sistemler büyüme faktörleri ile aynı sistemde çalışmakla kalmaz hücre proliferasyonu, apopitozu ve diferansiasyonunun düzenlenmesinde rol oynar.

 

b-   lg yapısındaki adezyon molekülleri: Yapısalolarak IgG’ye benzerler. integrinlere tutunabilirler, lökosit adez­ yonunda aktif rol alırlar.

 

c-   Katherinler: CaH bağlı adezyon molekülleri olup, hücrelerin aynı tip hücrelere tutunmalarını sağlar. Bu bağlantılar iki hücre arasındaki zonula adherenslerde (az oranda da desmozomlarda) bulunur, hücrenin motilitesi, proliferasyonu ve diferansiasyonunun düzenlenmesinde major roloynarlar. Özellikle kontakt inhibisyonun oluşu­munu sağlarlar. Katerinler “wnt sinyal yolu” ile APC üzerinden nükleer transkripsiyon faktörleri ile bağlantı kurarlar; bu sayede kontakt inhibisyon bozukluğunda hücreyi mitoza yönlendirirler.

d-   Selektinler: Lektin benzeri alanları ile karbonhidratla­ra bağlanabilen reseptörlerdir. Zayıf bağlar yaparlar, lö­kosit yuvarlanmasında (rolling) aktif rol alırlar.

Bunlar dışında dört adette minör adezyon proteini tanım­lanmıştır;

 

1-   SPARC (secreted protein acidic and rich in cysteine), 05­teonektin olarakda bilinir. Anjiogenezisin inhibisyonu ve ha­sara cevapta doku yeniden yapılanmasının düzenlenmesin­de rol alırlar.

2-   Trombospondinler multifonksionel proteinlerdir; anji­ogenezisin inhibisyonunda rol alırlar.

3-   Osteopontin kalfisikasyonu düzenler; CD44 üzerinde lö­kosit migrasyonunu yönlendirirler.

4-   Tenasin: Morfogenez ve hücre adezyonunda roloynar.

Hücre yüzeyinde bulunan yapılar;

Mikrovillus ince barsak ve böbrekte proksimal tubül epi­teli gibi emilim amaçlı epitelyal yüzeylerde bulunur. Üze­rinde PAS pozitif glikokaliks tabakası ile firçamsı kenar görünümünü oluşturur.

Emilim yüzeyini artırma amacına yöneliktir. Yapısında ak­tin mikrofilamanları, miyozin 1 ve kalmodülin içerir.

Stereosiliya uzun ve hareketsiz silia yapılarını tanımlar. Hücre yüzeyini artırmak ve sinyal oluşturmaya yönelik olarak gelişmişlerdir.

Epididim ve duktus deferens hücreleri ve iç kulaktaki du­yarlı tüysü hücrelerde saptanırlar.

Siliya hücre yüzeyine yerleşen, uzun, hareketli yapılar olup mikrotübül (aksonem olarak da bilinir) içerirler.

Siliya ve flajellayı oluşturan temel protein diynein‘dir ve 9+2 mikrotubül dizilimi ile oluşur.

Tabanda bazal cisimciklere (terminal bar) tutunurlar. Lü­mendeki materyalin istenilen bir yöne hareketini sağlar­lar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir