Skip to main content

PATOLOJİ

    Ağrılı ülser

    İnguinal lenf nodlarında şişme)

    Penis karsinomları

 

Priapizm

Peniste ağrılı ve uzun süreli ereksiyonu tanımlar; sıklıkla neden corpora kavemosa’nın trombozudur.

 

Peyroni hastalığı

Etyolojisi bilinmeyen, penis şaftında izlenen bir agresif fibromatozisdir. Peniste eğrilme, ağrılı ereksiyon tipik şi­kayetlerdir.

 

Penil neoplaziler

Penisin malign tümörleri skuamoz hücreli karsinomlardır. Çoğunlukla 40 yaş üstü sünnetsiz kişilerde, kötü hijyen, HPV 16 ve 18 etkisinde gelişir (HPV olguların yaklaşık %80’inde saptanır). Sigara kullanımı riski artırır. Ülsere, düzensiz mukozal plaklar olarak izlenir.

Nadir izlenen ekzofitik verrüköz karsinomlar (Buschke-lo­wenstein dev kondlomu; HPV tip 6) ise düşük grade skuamoz hücreli karsinom formundadır.

Penis karsinomların en sık metastazlarını inguinal lenf nodlarına yaparlar. Hematojen metastaz son derece na­dirdir.

Peniste izlenen kondüloma aküminatum HPV’nin ne­den olduğu benign bir tümöral gelişmedir, sıklıkla neden HPV tip 6 ve tip11 dir.

Kondiloma lata genital organlar, avuç içi, ayak tabanın­da izlenir ve sekonder sifilizin bir bulgusudur.

Bowen hastalığı: Derinin insitu karsinomunu tanımlar; penis şaftında saptanan in-situ karsinomlar bu adla anılır. Bowen gri-beyaz plak olarak görülürler.

Karsinoma in-situ’nun glans penis’de saptanan var-yantı “Queyrat eritroplazi” olarak adlandırılır. Bu lezyonlar 35 yaş civarında; kırmızı renkte, düzensiz sınırlı ve küçük çaplı lezyonlardır. (Eritroplazi non-keratinize skuamöz epitelin insitu karsindmununu tanımlar) invazif skuamoz hücreli karsinom çıkma olasılığı % 10-20 civarındadır.

 

Bowenoid papülozis

Premalign, venerial geçişli viral bir lezyondur.

Seksüel aktif yaşlarda izlenir. Bowen’e göre daha genç yaşlarda, multipl, pigmente (kırmızı-kahve) ve papilloma­töz karakterde bir lezyondur. Verrüköz karakterde olduğunda, bu durumlarda kondülomdan ayrılmalıdır. Histolojik görünüm Bowen hastalığı ile aynıdır.

 

3. SKROTUM, TESTİS VE EPİDİDİM

Skrotum derisi mantarlardan ve sistemik dermatozlar­dan etkilenebilir. Skrotal kese tümörü nadirdir, skuamoz hücreli karsinom en sık görülen malign tümör tiptir ve çevresel faktörlerle (baca temizleyenıerde sık) ilişkilidir.

Hidrosel Tunika vajinalisin (testisin aşağıya kayarken be­raberinde sürüklediği mezotel tabakasından oluşur) iki yaprağı arasında seröz sıvı birikimidir. Hidrosel travma, il­tihap ve tümörlere sekonder olarak oluşabileceği gibi idi­yopatik olarak da gelişebilirler. Biriken sıvı kan ya da lenf sıvısı ise “hematosel” ya da “şilosei” olarak adlandırılır. Uç vakalarda (filariazis gibi) aşırı tıkanma skrotumu dev boyutlara çıkarır (skrotal elefantiazis).

 

Hidrosel, skrotal büyümenin en sık nedenidir.

Spermatosel Epididim ya da testiste spermatozoa içeren kisti tanımlar. Epididimal kistler; sıklıkla içleri spermle doludur ve bu ol­gularda “spermatosel” olarak adlandırılır.

Varikosel Testisin pampiliform pleksus venlerinin variköz dilatasyonunu tanımlar. Erişkin erkeklerin %8-25’inde saptanabilir ve özellikle infertilite şikayeti olan erkeklerde (yaklaşık %40’lnda) sıklıkla saptanır.

Palpasyonda “bag of worms” bulgusu verirler. Büyük sık­lıkla sol tarafta bulunur fakat yüksek oranda (%50-70) bi­lateraldir.

Varikosel, intraskrotal hipertermi, spermatogeneze etki ile infertiliteye yol açar ki buda erkek infertilitesinin en sık nedenidir.

Kriptorşidizm ve testiküler atrofi Testisin, skrotuma inememesi kriptorşidizm olarak adlandırılır. Gününde do­ğan erkeklerin %3’ünde izlenir, prematürlerde ise çok daha sıktır.

Kriptorşidizmin üç nedeni bilinmektedir;

a- idiyopatik (en sık neden)

b- Genetik anomaliler

c- Hormonal anomaliler

Normalde testis gebeliğin son iki ayında inguinal kanal­dan geçip yerine oturur. 1 yaşından önce kriptorşidizm tanısı konmamalıdır, çünkü testis bu dönemde hareketli­dir.

Hormonal anormallikler, testis sebepli anormallikler ve in­guinal kanal obstruksiyonu gibi mekanik faktörler inişi engelleyebilir.

Testisin yerleşimi %70 olguda inguinal kanal-skrotum gi­rişi arasında (yüksek skrotal yerleşim); %20 olguda ingui­nal kanal içinde; % 10 olguda ise intraabdominal yerleşim söz konusudur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir