Skip to main content

PATOLOJİ

 

İmmatür B ve T hücreli neoplaziler
Tanı Orjin alınan hücre Genotip Kilinik
Prekürsör B hücreli ALL Kemik iliğinde prekürsör B hücresi; TdT pozitif, yüzey Ig yok T (12;21); en sık CBF-a ve ETV 6 yeniden düzenlenmesi Çocukta sık; pansitopeni, kemik ağrısı, hepatosplenomegali ve lenfadenopati; agresif seyir
Prekürsör T hücreli ALL (lenfoblastik lenfoma) Prekürsör T hücresi; sıklıkla timik orjinli, TdT pozitif TAL1 en sık yeniden düzenlenmesi Adelosan çağ, erkekte, timik kitle; pansitopeni, hepatosplenomegali ve lenfadenopati; agresif seyir.
 

 

  • En sık non-hodgkin lenfoma, büyük hücreli lenfoma
  • En az görülen hodgkin, lenfositten fakir tip
  • En sık ekstranodal lenfoma, büyük hücreli lenfoma
  • Sürvi en uzun non-hodgkin lenfoma, küçük hücreli lenfositik lenfoma
  • Tedavi sonrası kür elde deilme olasılığı en yüksek non-hodgkin lenfoma, büyük hücreli lenfoma
  • Mediasten yerleşimli hodgkin, nodüler sklerozan
  • Hızla lösemi formuna geçen non-hodgkin lenfomalar, küçük hücreli lenfositik lenfoma, (KLL), lenfoblastik lenfoma (T hücreli ALL)
  • Çocukluk çağı lenfomaları yüksek grade olurlar, burkitt ve lenfoblastik lenfoma
  • Erişkin hayatta yüksek grade lanfoma, büyük hücrelilenfoma
  • Küçük hücreli lenfositik lenfomanın yüksek grade lenfomaya transformasyonu, Richter sendromu
  • t(14;18), bcl-2 aşırı üretimi nedeni ile apopitozun önlenmesi sonrası gelişen lenfoma, foliküler lenfoma
  • Düşük grade lenfomaların en sık transforme olduğu yüksek grade non-Hodgkin lenfoma, büyük hücreli lenfoma
  • t(11;14), cyclin D1 onkojen aktivasyonu ile gelişen lenfoma, Mantle hücreli lenfoma
  • AİDS’de beyinde saptanın non-hodgkin lenfoma, büyük hücreli lenfoba (B hücreli)
  • Waldeyer lenf halkasını tutan non-hodgkin lenfoma, büyük hücreli lenfoma
  • t(8;14), c-myc onkojen aktivasyonu ile gelişen lenfoma, burkitt lenfoma
  • Yıldızlı gök yüzü manzarasının görüldüğü non-hodgkin lenfoma, burkitt 8en çok, en güzel), lenfoblastik lenfoma
  • Organa lokalize kalma özelliği, cerrahi tedavi, MALT lenfoma
  • H. Pylori etkisi ile midede, sjögrende tükrük bezinde, hashimoto’da tiroide gelişmesi beklenen non-hodgkin lenfoma, MALT lenfoma
  • Derinin CD+ T hücreli non-hodgkin lenfoması, mukosis fongoides
  • Sezary hücresi serebriform nükleis, pautrier mikroabseleri, mukosis fongoides

 

Hodgkin hastalığı

Hodgkin hastalığı temelde lenf nodlarının hastalığıdır. Tipik olarak Hodgkin hastalığı başlangıçta tek bir lenf nodu ya da lenf nodu zincirini tutar. Hodgkin hastalığı tuttuğu lenf nodunda sınırlı kalma ya da bölgesel bir di­ğer lenf noduna yayılma eğilimindedir. Uzak metastaz gelişimi nadirdir.

 

NHL’dan ayıran karakteristik morfolojik bulgular

a-   Lenf nodunda Reed-Strenberg (RS) hücrelerinin var­lığı

b-   Tutulan lenf nodlarında Hodgkin hücreleri (patognomonik değildir), granülom, eozinofil, nötrofil, bol T lenfosit ve plaz­ma hücresi beraber bulunur.

c-   Hodgkin hastalığında ekstranodal tutulumunun çok az (tercihen dalak, kemik iliği ve karaciğer) oluşudur.

 

Klasik Hodgkin lenfoma Dört grup altında incele­nirler (Rye sınıflaması)

a-   Lenfositten baskın tip b- Mikst sellüler tip

c-   Lenfositten fakir tip d- Nodüler sklerozan tip

d-   Nodüler sklerozan tip

Hodgkin hastalığı tanısı için RS hücrelerinin görülmesi zorunludur.

RS-benzeri hücreler enfeksiyöz mononükleoz, mukozis fungoides ve bazı NHL da izlenebilir, ancak unutulma­malıdır ki bir hücreye RS hücresi denilebilmesi için CD15 ve CD30 pozitif olduğu gösterilmesi gerekir.

RS hücrelerinin karakteristik morfolojileri, 15-45 mikron ölçülerinde, birbirinin ayna görüntüsü olan iki nükleus ve bunlarda büyük inklüzyon benzeri nükleoluslar ve çevrelerinde soluk bir halonun bulunuşu, (bu görüntü genellikle baykuş gözüne benzetilir) ve nükleer mem­branın belirgin olmasıdır.

Tutulan lenf nodunda, RS hücrelerine ek olarak, Hodg­kin hücresi olarak bilinen tümöral hücrelerde bulunur.

Etkilenen lenf düğümlerinde RS ve Hodgkin hücrelerine ek olarak, granülomiar, artmış eozinofil, plazma hücresi, T lenfosit, polimorf ve histiosit içeren polimorfik bir infil­trasyon tipiktir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir