Skip to main content

PATOLOJİ

 

d-   Granüloma piyojenikum: Kapiller hemanjiomların ülsere, papiller varyantıarıdır, deri (tırnak yatakları) ve oral mukozada yerleşirler ve çok sık saptanan lezyonlar­dır.

Granüloma gravidarum, granüloma piyojenikumun ge­belerde gingivada bulunmasıdır. Gebe tümörü olarak da bilinir.

 

Glomus tümörü (glomanjioma)

İleri derecede ağrılı, glomus cismindeki modifiye düz kas hücrelerinden (nöromiyoarterial reseptör olup ısıya bağlı arter kan akımını ayarlarıar) kaynaklanan tümörler­dir.

En sık izlendiği yer distal falanks (parmak ucu) ve sıklık­la da tırnak yataklarıdır. Genellikle 1 cm.’den küçük tü­mörlerdir.

 

Damar Kaynaklı Habis Tümörler

Hemanjioendoteliyoma ve Anjiosarkom

Hemanjioendoteliyoma intermediate evre bir tümördür.

En sık alt ekstremite ve retroperitoneal yerleşimlidir.

Damarın habis tümörleri anjiosarkomlardır. Hızlı gidişli fatallezyonlardır.

Arsenik, polivinil klorid (PVC) ve torotrast etiyolojide (özellikle polivinil klorid karaciğer anjiyosarkomlarının et­yolojisinde) yer alır.

En sık izlendiği yerler deri ve yumuşak dokudur. Faktör 8 ve CD34 pozitiftir.

Meme Ca nedeni ile radikal mastektomi olmuş ve 10 yıl geçmiş kişilerde izlenen uzun süreli lenfödem zeminin­den özellikle de radyoterapi görenlerde) anjiyosarkom gelişmesi tipiktir.

Postmastektomi anjiosarkomu (radyoterapiye sekonder gelişir) Stewart-Traves sendromu olarak bilinir.

 

Kaposi Sarkomu (KS)

Genelde immünsüpresif kişilerde herpes virüs tip 8 ne­ deniyle gelişen endotel kökenli ve genellikle yavaş seyirli bir malign tümörüdür. Dört klinik formu bulunur:

 

a-   Klasik KS: Tipik olarak yaşlılarda multipl kırmızı-mor kutanöz plaklar ve nodüller olarak başlar, sıklıkla alt eks­tremite tutulur, iç organ tutulumu nadirdir. Yavaş gidişli bir tablodur. ikinci bir maligniteye eşlik edebilir. Asemp­tomatik olup metastaz yapmaz, fakat lokal agresif seyir­lidir.

 

b-   Afrika KS (endemik ya da lenfadenopatik KS): Klasik forma benzer; fakat daha genç erkek ve çocuk­larda endemik olarak görülür. Lokalize veya generalize lenfadenopati ile agresif seyreder, sık iç organ tutulumu izlenir.

 

c-   Transplantasyona eşlik eden KS: immün süpresyo­na bağlıdır, deride lokalize ya da iç organları tutan agre­sif seyir gösterebilir. Hasta immünsüpresyondan çıktığın­da hastalık geriler.

 

d-   AIDS’e eşlik eden KS (epidemik KS): AIDS’li olgu­larda, deri, mukus membranıar, lenf düğümleri ve sindi­rim sistemini sıklıkla tutar.

 

Kaposi hemen daima deriden başlar. Kaposinin en sık başlangıç yeri tibia ön yüzdür.

Hastalık klasik olarak küçük yama tarzı nonspesifik bir lezyon olarak başlar ve sıklıkla alt ekstremite tutulur.

Takiben daha proksimale yayılarak ve yüzeyden hafifçe kabararak plak aşamasına geçer.

Kapasinin en sık tuttuğu iç organ midedir. Son durum­da ise nodüler-tümör aşaması izlenir.

Afrika tipi ve AIDS ile birlikte olan Kapasi sarkomları no­düler aşamaya ulaştıklarında sıklıkla iç organ tutulumu ile beraberdirier.

Klasik Kapasi sarkamu sıklıkla yavaş seyirli bir tümördür, uzun bir sağ kalım söz konusudur, endemik ve epide­mik Kapasiler ise çok agresif gidebilir. iç organ tutulu­mu ile 2-5 yıl içinde fatal seyreder.

Kapasinin en sık tuttuğu yer deri; deri olarakta tibia ön yüzdür. Kapasinin en sık tuttuğu iç organ ise midedir.

Histolojik görünüm atipik iğsi hücreler (kimi zaman damar yapıları oluşturur) ve ekstravasküler eritrositler, hemasiderin yüklü makrofajlar, lenfasitler ve plazma hücreleri içermesidir. Arada pembe hiyalini globüller bu­lunur.

Kapasi sarkamu damar endotelinin habistümörüdür ve endotel hücreleri için karakteristik olan Weibel-Palade cisimleri Kapasi sarkomunda tümör hücrelerinde sapta­nabilir.

 

7. KALP HASTALIKLARI

Telegrafide kalbin tabanı esasen sol atriyumdan (+ sağ atriyumun küçük bir kısmı ve büyük damarlar), apeksi sol ventrikül tarafından oluşturulur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir