Skip to main content

PATOLOJİ

Tüberkülin testi, sarmaşık zehiri ve neomisin merhemi gibi yabancı cisimlere karşı gelişen kontakt dermatitler, sarkoidoz ve berilyum tozlarına karşı gelişen granülom­lar, viral döküntüler, viral hepatitlerdeki karaciğer hasa­rı, pigmente nevüslerin ve habis melanomun spontan regresyonu tip 4 aşırı duyarlılık reaksiyonları örnektir.

 

 

 

 

 

 

2. DOKU TRANSPLANTASYONU

Allograft: Aynı türden, genetik olarak farklı bireyler arası yapılan transplantasyonu tanımlar.

Otograft: Kişinin kendi dokusu kullanılarak yapılan transplantasyonu tanımlar.

Izograft (sinerjik): Kişinin ikizinden alınan doku kullanı­larak yapılan transplantasyonu tanımlar.

Ksenograft: Ayrı türden bir canlıdan yapılan transplan­tasyonu tanımlar.

Böbrek, karaciğer, kalp, akciğer, pankreas, kemik iliği transplantasyonları günümüzde yapılmaktadır.

En fazla immün yanıt oluşturan kemik iliği, en az oluştu­ran karaciğerdir.

Kornea transplantasyonu ise hiç immün yanıt oluştur­maz.

Transplantasyonlarda iskemik sürecin en az önemli ol­duğu organ böbrek; en çok önemli olduğu organ kalp­tir.

 

Hostversus greft reaksiyonunda izlenen red reaksi­yanları

a-   Hiperakut rejeksiyon

Önceden greftin antijenlerine karşı duyarlı hale gelen bi­reylerde (kan transfüzyonu, gebelik, enfeksiyonlar vs.), transplantasyonu takiben dakikalar saatler (maksimum 72 saat) içinde gelişen bir red reaksiyonudur.

Takılan organın antijenlerine karşı önceden gelişen plaz­ma hücreleri tarafından hızla antikor yapımı izlenir.

Bu antikorlar ilk olarak takılan organda yaygın endotel hasarına neden olurlar bu damarlarda yaygın trombüs gelişimi, organda hızla gelişen iskemi ve enfarkt ile so­nuçlanır.

Mikroskop altında damarlarda yaygın fibrinoid nekroz ile karakterize vaskülit, trombüs gelişimi ve organda is­kemik nekroz saptanır.

Hiperakut red temelde humoral bir reddir.

Transplantasyon öncesi bu tablonun gelişeceği saptana­bilir, dolayısıyla önlenebilirdir, fakat geliştikten sonra te­davi şansı yoktur. Günümüzde hemen hiç izlenmemek­tedir.

 

b-   Akut rejeksiyon

Transplantasyondan bir kaç gün ile aylar sonra veya im­mün süpresif tedavinin kesilmesi sonrası başlayabilir. Sıklıkla ilk 3-4 ay içinde başlar. Hücresel ve humoral me­kanizmalar farklı oranlarda bir arada bulunurlar.

Humoral red vaskülit ile, hücresel red ise öncelikle in­terstisyel mononükleer hücre enfiltrasyonu ve tubulit ile karakterizedir.

 

Akut hücresel red

Genellikle transplantasyonu takip eden 3-4. aylarda izle­nir. interstisyel mononükleer hücre enfiltrasyonu ile ka­rakterizedir; vaskülit saptanmaz.

İnterstisyel enfiltrasyonu oluşturan hücreler ön planda T lenfositlerdir; daha az oranda makrofajlar ve plazma hücreleri bulunur. En sık gelişen red reaksiyonudur. Hücresel bir reddir ve immünsüpresif tedaviye cevap ve­rir.

 

Akut hücresel reddi durdurmak için kullanılan ilaçlar

●    Siklosporin (IL-2 üretimini bloke ederek T lenfositleri baskılar, fakat nefrotoksiktir)

●    Azotioprin (T lenfositler üzerine etkilidir)

●    Monoklonal anti-T hücre antikorları kullanılır (anti CD3)­

Bu tedavilerin uygulandığı hastalarda belirgin immün­süpresif tablo gelişir. immünsüpressif tedavinin hayat boyu süreceği düşünülür ise bu hastalarda fırsatçı en­feksiyonlar, EBV-nedenli lenfomalar, HPV-nedenli skua­möz karsinom, Kaposi sarkomu gelişme olasılığı son de­rece yüksektir.

Akut hücresel red hücresel bir reddir, transplantasyon öncesi gelişeceği saptanamaz; ancak geliştiğinde tedavi edilebilir bir reddir.

 

Akut rejeksiyon vasküliti (Subakut vaskülit)

Antidonör antikorlarca gerçekleşen, nekrotizan bir vas­külittir ve humoral bir red tablosudur. Olguların çoğun­da vaskülit, fibrinoid nekroz ve intimal proliferasyon ile karakterizedir. Donörün iskemi ve nekrozu ile sonuçlanır (enfarkt ya da renal kortikal atrofiye neden olur). Geliştikten sonra tedavi şansı yoktur.

Kronik rejeksiyon

Aylar-yıllar sonra gelişebiten (genellikle 4-6 ay içinde), progresif organ disfonksiyonu ile karakterize bir tab­lodur. Organda saptanan en belirgin bulgu fibrozis geli­şimidir Hücresel ve humoral red bir arada rol alır; transplantas­yon öncesi gelişeceği saptanamaz ve tedavi edilemez bir red reaksiyonudur. Vasküler değişiklikler (damarlarda intimal fibrozis), in­terstisyel fibrozis ve parankimal kayıp izlenir. Donörde parankimal iskemik hasar, atrofi ve küçülme izlenir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir