Skip to main content

PATOLOJİ

Doğumda fenilalanin metabolitlerinin idrarda aşırı dere­cede yüksekliği erken tanı için önemlidir (Guthrie tes­ti). Test doğumdan bir süre sonra tekrarlanmalıdır (ge­nelde ilk 15 gün içinde; çocuğun fenilalaninli beslenme­si ile kan ve idrar fenilalanin değerlerinin yükselmesi sonrası test tekrarlanır).

Diyette fenilalanin kısıtlaması klinik sekeli anlamlı ölçüde azaltır. Erken diyet kısıtlaması sonucu hastalar erişkin çağa ulaşabilmektedir. Fenilalaninin esansiyel bir ami­noasit olduğu ve alınımının sıfırlanması değil sınırlanma­sının gerektiği unutulmamalıdır.

FKÜ’li bir gebenin çocuğunda (fenilalanin ve metabolit­lerinin teratojen etkisi sonucu) %75-90 mental retardas­yon ve mikrosefali, % 15 konjenital kalp hastalığı sapta­nır. Bu nedenle gebe annede sıkı fenilalanin kısıtlamasızorunludur.

 

Herediter tirozinemi Tip 1

Otozomal resesif bir hastalıktır. Fumaril asetoasetat hidrolaz defisiti ile karakterizedir.

Akut olgularda hayatın ilk haftasında farkedilebilen ge­lişme geriliği, kusma, ateş, diyare, hepatomegali, karaci­ğer fonksiyonlarının azalışı ile karakterizedir.

Plazmada metionin artmış, protrombin zamanı artmış, alfa-fetoprotin artmış, idrarda süksinil aseton ve süksi­nil asetoasetot atılımı artmıştır. Sıklıkla 2 yaş altında karaciğer yetersizliğinden ölüm izlenir.

Uzun yaşayan olgularda nefromegali, nefrokalsinozis ve D vitaminine dirençli raşitizm ve 10 yaş altında siroz zemininde hepatoselüler karsinom gelişimi (hemokro­matozisle birlikte siroz zemininden hepatoselüler kar­sinom gelişimi için bilinen en yüksek orana sahiptir; %40) sık izlenir.

Serum ve idrarda süksinilaseton artışı tanı konmasında anlamlıdır.

 

Herediter tirozinemi Tip 2

Otozomal resesif bir hastalıktır. Hepatik tirozin amino­ transferaz defisiti söz konusudur. Major klinik bulgu­lar deri ve gözdedir (okülokutanöz tirozinemi).

Hasta çocuklarda mikrosefali, mental retardasyon, göz yaşında aşırı sulanma, fotofobi, korneal ülser, ağrılı pal­mar ve plantar hiperkeratinoz tipiktir. Tirozinemi ve tiro­zinüri bulunur.

Tedavi olarak yapılması gereken düşük fenilalanin ve düşük tirozinli diyet ile kür sağlanır.

 

Alkaptonüri (okronozis)

Otozomal resesif bir hastalık olup, homojentisik asit oksidaz (3q21) yokluğu sonucu fenilalanin-tirozin meta­bolizmasında homojentisik asit seviyesinde blok gelişi­mi izlenir. Takiben homojentisik asit birikimi izlenir bu madde sıklıkla kollajen, tendon ve kartilaja bağlanma eğilimindedir. Zamanla bu dokularda mavi-siyah pig­mentasyona neden olur ki bu okronozis olarak adlandı­rılır; en sık sklera, kulak, burun ve yanakta izlenir.

En ağır klinik sonuç okronozisin eklem kıkırdağındaki bi­rikimidir. Kıkırdakta erozyon, yıkım ve yapışıklıklar geli­şir. Vertebral kolum özellikle intervertebral disk en ağır etkilenen bölgedir. Sonrasında diz, dirsek gibi bü­yük eklemler de tabloya eklenir ancak küçük eklemler genellikle korunur. Kalp tutulumu nedeni ile kalp yeter­sizliği gelişimi olasıdır.

Hastanın idrarı homogentisik asidin nonenzimatik oksi­dasyonu sonucu beklemekle hızla koyulaşır.

Genetik hata doğumda mevcutsa da dejeneratif artro­pati 30’lu yıllarda saptanır. Yaşamı kısaltmaz fakat ağır deformitelere yol açabilir. Klinikte osteoartrit ile karışabi­lir fakat alkaptonüri de tablo primer osteoartrite oranla çok daha erken yaşlarda başlar; bu nedenle izlenen tab­lo tipik bir sekonder osteoartrit örneğidir.

İdrarda homojentizik asit ölçümü tanıyı doğrular. Zeka normaldir.

 

Homosistinüri: Otozomal resesif bir hastalıktır.

a-   Tip 1’de sistationin b-sentaz

b-   Tip 2’de metionin sentaz

c-   Tip 3’de metilen tetrahidrofolat redüktazda defekt vardır.

Her üçünde de vucütta homosistein ve metionin birikir. Hastalar uzun boylu, marfanoid görünümlüdür, optik lens dislokasyonu (3 yaşından sonra), osteoporoz, men­tal retardasyon, küçük ve büyük damarlarda tromboem­boli (endotel hasarına sekonder) izlenebilir. Ayrıca da­mar duvarlarında intimada fibröz kalınlaşma, elastik ta­bakada parçalanma, glokom, katarakt, retina dekolma­nı, optik atrofi, ve mavi sklera saptanabilir. Tedavi kü­kürt içeren aminoasit alınımının sınırlanması, yüksek doz B6 vitamini, folat ve betain verilmesi ile yapılır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir