Skip to main content

PATOLOJİ

Erkekte 1/1250, kadında 1/2500 sıklıkla izlenir ve Down sendromu’nun ardından mental retardasyona neden olan en sık genetik anomalidir.

Frajil X sendromunda mutasyon Xq27.3’te yerleşen FMR1 genindedir. Tüm X kromozam hastalıklarına benzer şekilde bu hastalıkta sıklıkla erkekleri etkiler. Fa­kat diğer X resesif hastalıklara benzemez şekilde frajil X sendromu ile uyumlu genetik defekti taşıyan yaklaşık %20 erkek klinik ve sitogenetik olarak normaldir.

Bu taşıyıcı erkekler hastalığı hastanın torunlarına taşıya­bilirler.

Frajil X, aile içi genetik geçişi olan mental retardasyo­nun en sık nedenidir.

Frajil X sendromunda izlenen bir diğer alışılmadık bulgu taşıyıcı kadınların %50’sinde mental retardasyonun sap­tanmasıdır. Bu veri olasılıkla mutasyonun dinamik natü­rü ile ilişkilidir.

Normal kişilerde FMR 1 geninde ortalama 29 kez tekrar­lanan CGG dizisi, etkilenen bireylerde 230-4.000 kez tekrarlanır. Bu sayıdaki tekrara ful mutasyon adı verilir; 52-230 CGG tekrarı ise premutasyon olarak adlandırı­lır. Taşıyıcı erkek ve kadınlarda premutasyon bulunur.

Ogenez sürecinde (spermatogenezde izlenmez) pre­mutasyon full mutasyona dönüşebilir, bu taşıyıcı kadın­ların kız ve erkek çocuklarının hastalığa yakalanmalarınıaçıklar.

Ayrıca bu premutasyona sahip taşıyıcı erkeklerin etkilen­meyip, bazı taşıyıcı kadınların hastalıktan etkilenmelerini de açıklar.

Özellikle otistik erkek çocuklar frajil X kromozamunu sıklıkla taşırlar ve ek bulgularda saptanırsa bu yönde araştırılmalıdırlar.

Hastalarda büyük, uzun, kaba yüz, büyük mandibula, büyük katlanmış kulaklar, özellikle postpubertal dönem­de büyük testisler (makroorşidizm), aşırı esnek eklem­ler, yüksek damak ve mitral kapak prolapsusu sıklıkla iz­lenir.

 

Mitokondriyal gen mutasyonları; leber’in optik nö­ropatisi

mtDNA, mitokondrideki oksidatif fosforilasyonda kulla­nılan enzimleri kodlar. Bu nedenle mtDNA hasarları ön­celikle oksidatif fosforilasyonun yüksek oranda kullanıl­dığı organları ağırlıkla tutarlar. Bu organlar, beyin, iske­let kası, kalp kası, karaciğer ve böbrektir.

Her hücrede çok mitokondri vardır ve bunlarda ayrı ayrı mtDNA molekülü içerir, mtDNA mutasyonları bunlardan bir kısmında bulunurken, bazılarında ise bulunmaz. Hüc­re mitoza giderken mitokondri ve mtDNA yavru hücre­

lerde rastlantısalolarak bölünür. Bu mutant ve normal mtDNA’nın aynı anda aynı hücrede ve aynı mitokondri

içinde bir arada bulunabilmesi anlamına gelir (heterop­lazmi). Bu aynı hücre içinde bazı mitokondrilerin gerekli verimde ATP üretememeleri ile sonuçlanır. mtDNA hastalıklarında ağırlıkla nöromüsküler sistemin etkilen­mesi beklenir.

Leber’in herediter optik nöropatisi bu hastalık grubu için prototipiktir. Temelde nörodejeneratif bir hastalık olup, progressif bilateral santral görme kaybı ile ka­rakterizedir. ilk bulgular 15-35 yaşlar arasında başlar ve tabloya minör nörolojik bulgular ve kalpte ileti bozuk­lukları izlenir.

 

8. YENiDOGANIN METABOLİK HASTALIKLARI

Aminoasit hastalıkları

Fenilketonüri (FKÜ) (1: 15.000 sıklığında görülür; Tür­kiye’de 1 :4000) Diyet ile alınan fenilalaninin %50’si pro­tein sentezi için kullanılırken geri kalanı fenilalanin hid­roksilaz ile tirozine dönüştürülür ve melanin sentezine yönlendirilir.

Fenilalanin hidroksilaz geninde mutasyon ve sonucun­da fenilalanin hidroksilaz enziminde defekt, hiperfenila­laninemi yani kanda fenilalanin düzeyinin artışı ile so­nuçlanır.

En sık rastlanan bu mutasyon sonucu gelişen tabloya “klasik FKÜ” denir. Bazı mutasyonlar sonucu fenilalanin hidroksilazda parsiyel bir defekt izlenir, bu kişilerde nö­rojenik sekel oluşmaz; bunlar selim hiperfenilalenine­mi olarak adlandırılır.

Bazı mütasyonlar ise fenilalanin hidroksilaz sisteminde birden çok enzimi etkiler ve sonucunda diğer aminoasit­leri n metabolizmasında da (tirozin ve triptofan gibi) problemler izlenir. Bu olgularda diyette fenilalanin kısıt­laması tedavi için yeterli değildir (habis fenilketoüri)

Etkilenen bebek doğumda normal görülür. ilk birkaç hafta içinde plazma fenilalanin düzeyi yükselir. Sonuçta beyin gelişimi bozulur (beyinde pürkinje hücrelerinin dendritik proçeslerinde azalma) ve mental retardas­yon, epilepsi, konvülsiyon, Parkinson benzeri klinik, mikrosefali, şiddetli kusmalar, açık göz ve deri rengi, seboreik deri döküntüleri, idrarda fare leşi kokusu ve egzema gelişimi oluşur. Klinik tablo bir yaşından sonra oturur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir