Skip to main content

PATOLOJİ

Bir virüsün bir insan hücresinde yaşayabilmesi için bu hücrenin yaşıyor olması ve tercihen bölünebilir olması gereklidir. Epidermisin (çok katlı yassı epitelin) hücre tabakalarından özellikle bazal tabaka hücreleri üreye­bilirdir ve HPV’nin enfekte edip içinde yaşadığı hücre çoğunlukla bu bazal tabaka hücreleridir.

Straum korneumdaki keratin tabaka ise ölü hücrelerden oluşmakta ve virüsün yaşaması için elverişsiz bir bariyer oluşturmaktadır.

EBV: Herpes virüs ailesindendir. EBV orofarenks ve B lenfositleri enfekte eder. B lenfositlere CD21 ‘e tutunarak girer. B lenfositleri ölümsüz hale getirir.

EBV tarafından üretilen latent membran protein-l (LMP­1) B hücrelerinde bulunan aktive edici bir sinyal reseptörüolan CD40’a bağlanır. Bu uyarı B lenfositinde NFKB ve JAKjSTAT yolu üzerinde sürvi ve proliferasyonu uyarır.

EBV tarafından kodlanan EBNA-2 gen ürünü birkaç konak genini uyarır, bunlardan biride CYCLlN O’dir.

Bu molekül B lenfositinin GO ® G1 geçişinde aktif rol alır. EBNA-2 aynı zamanda LMP-1 üretimini uyarır.

EBV; Burkitt lenfoma gelişiminde ise t (8;14) gerçekleştir­erek myc aktivasyonu üzerinden habaset için zemini hazırlar.

 

EBV; bugün Için bilinen hebaset gelişiminde rol oynar:

1-   Burkittlenfoma

2-   İmmün yetersizliğinde (AIDS, konjenital X’e bağlı immün yetersizlik tabloları ve transplant hastalarında) B hücreli, difüz büyük hücreli lenfoma

3-   Bazı Hodgkin lenforna

4-   Nazofarengeal karsinoma (güneydoğu Asya’da) ile ilişkilidir.

 

5-   Nk hücreli lenfomalar

 

 

HPV ve kanser
Klinik tablo HPV tipi Klinik seyir
Common (palmar, plantar gibi)Genital(ayrıca ağız, perianal,mesane, akciğer)Butcher’s (meat handler’s)İmmünsüprese transplantHastalardaki kutaneöz wartlar

Laringeal papillomlar

Oral papillomatozis

(Heck’s disease)

1, 2, 4, 76 ,11(düşük risk)16, 18, 31, 33(yüksek risk)166a, b, c, d, e16, 1818, 167, 108 

6, 11, 16, 30

13

SelimKadın servikal displazı ve koilositozların %28’indeİnvazif serviks karsinomlarının %50’den fazlasıEksternal geital bowenoid papüllozislerin %80’inden sorumluBuschke-Löwenstein dev kondülomu, sıklıkla habis; servikal dis plazi, laringeal tümörPenis karsinomu, ana karsinomEndoservikal adenokarsinomSıklıkla selimSıklıkla habis, güneş ışığı kofaktörHabasete transforme olabilir. Akciğere yayılabilirSelim

 

HBV bir hepatoselüler karsinom nedenidir. HBV kaynaklı hepatoselüler karsinom, doğumdan itibaren virüsü taşıyanlar, HBV hepatiti zemininde siroz gelişenler ve rejeneratif hiperplazi bulunanlarda özellikle saptanır.

Siroz zemininde ve sıklıkla multifokaldir. HBx proteini p53’ü bağlayarak fonksiyonunu engeller; aynı zamanda büyüme faktörü olarak proliferasyonu uyarıro Aflotoksin tablonun gelişimini hızlandırır.

HBV ve HCV siroz zemininde hepatoselüler karsinoma neden olur. Unutulmaması gereken dünyada hepatosel­lüler karsinomun bilinen en sık nedeni HBV’dir. Ancak HCV’nin seyri sırasında hepatosellüler karsinom çıkma olasılığı daha yüksektir.

 

Habasete neden olan RNA virüsleri

Bütün onkojenik RNA virüsleri retrovirüsdür. insanda karsinom gelişimine neden olduğu kesin bilinen tek ret ro­virüs HTL V-1 ‘dir (human T-cell lösemi virüs tip 1)

Virüs seksüel kontakt, kan ürünleri ve anne sütü ile geçer. 20-30 yıllık süreçte %1 olguda C04(+) T lenfosit kökenli lösemi gelişir.

Lösemiye ek olarak “tropikal spastik paraplazi” olarak adlandırılan demiyelinizan bir hastalığa neden olduğu bil­inmektedir. Japonya ve Karayiplerde ende-miktir.

HTLV-2′nin son yıllarda hairly lösemi ile birlikteliği gös­terilmiştir.

Helikobakter pylorinin kronik atrofik gastrit üzerinden midenin adenokarsinomu için ve mide mukozasında oluşturuduğu lenfoid folikül üzerinden midede düşük grade B hücreli lenfomaya (MALT lenfoma; neden olabildiği unutulmamalıdır.

 

Paraneoplastik sendromlar

En sık izlenen paraneoplastik sendrom kaşeksi ve etkeni TNF a dir. En sık endokrinopati nedenli paraneoplastik sendrom akciğer kanserinde izlenir.

Paraneoplastik sendrom habasetlerin salgıladıkları hor­mon ya da hormon benzeri moleküller sonucu gelişen (invazyon ve metastaz dışı etki) sistemik etkilerini tanımlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir