Skip to main content

Nöroloji

       a- Konversiyon Bozukluğu

–         Genellikle öncesinde çatışma ya da stres olan, istemli motor veya duyu işlev­lerini etkileyen ve bir bedensel bozukluğu düşündürten bir bozukluktur. Konversiyonun sıklıkla travmatik bir olayla bağlantılı olması, bunun stresle başa çıkmak için kullanılan bir savunma mekanizması olabileceğini düşündürtmektedir. Konversiyon sıklıkla kadınlarda izlenir (yaşam boyu sıklığı % 30).

–         Bulguları arasında şunlar sayılabilir; nöbetler, vokal kord fonksiyon bozuklu­ğu (afoni gibi), körlük, tünel görüş, sağırlık, anestezi ve paresteziler.

–         Konversiyon bozukluğu konusunda hatırlanması gereken bir diğer önemli nok­ta da, hastalar sözü edilen bu bulgular sebebi ile depresif ya da kaygılı olabi­lirler. Diğer yandan kişi bu bulgulara aldırmayabilirde, bu hal “güzel aldırmaz­lık” (la belle indifference) olarak adlandırılır. Bir diğer karakteristik bulgu has­tanın boğazında düğümlenme (globus histericus) ifade etmesidir. Globus histericusda kişi yiyeceklerin boğazına takıldığını hisseder.

–         Temaruz ile konversiyonu birbirine karıştırmamak gerekir, temaruzda bilinçli güdülenme çok daha öndedir.

         b- Somatizasyon Bozukluğu

–    Somatizasyon bozukluğu 30 yaşından önce başlar ve şu dört semptomu gösterir;

–         Ağrı: En az dört ayrı yer veya fonksiyonda

–         GIS semptomları: En az iki GIS bulgusu

–         Cinsel semptom

–         Psödonörolojik semptom: Örneğin koordinasyon, denge bozukluğu, paralizi, lokalize güç yitimi gibi

          –    Somatizasyon bozukluğu majör depresyon ve kişilik bozuklukları ile çok sık gö­rülür. Özellikle erkeklerde antisosyal kişilik bozukluğu ile beraberdir. En sık kır­sal bölge kökenli, düşük eğitim seviyesinden gelen ve evlenmemiş kadınlarda görülür. Somatizasyon bozukluğu genellikle hayat boyu kronik biçimde sürer.

         c-  Hipokondriazis

–         Kişinin herkeste olabilecek bir takım bulgulara dayanarak ciddi bir hastalığı ol­duğunu ya da olacağını düşünmesi olarak tanımlanır. Kişinin kabul edemediği öfke hislerinin iç dünyasına yönelmesinden kaynaklandığı düşünülmektedir.

–         Genellikle genç erişkinlikte başlar ve ailesel geçiş olduğu bilinmektedir. An­cak ailesel geçiş genetik geçişten çok, büyük olasılıkla bu bozukluğun öğreni­len bir davranış olmasından kaynaklanmaktadır.

–         Genellikle tıbbi kayıtlarını biriktirirler, bazen liste hastaları olarak adlandırılır­lar ve hekimleri bıktıran bir hasta grubudurlar. Çünkü ciddi bir hastalıkları ol­madığı gösterilince bir süre rahatlamalarına rağmen, bir süre sonra benzer şi­kayetler ile tekrar başvurma eğilimindedirler.

         d- Vücut Dismorfik Bozukluğu

–         Kişinin hayali ya da çok hafif bir vücut kusuru ile uğraşıp durmasıdır. En sık dermatoloji ve plastik cerrahiye başvururlar. En sık burun ve saç ile uğraşırlar, ancak erkekler arasında penis boyu ile uğraşmada sıktır.

–         Vücut dismorfik bozukluğunu somatik tipte sanrısal bozuklukla karıştırmamak gerekir. Sanrısal bozuklukta kişideki içgörü tamamen bozulmuştur.

–         Bir diğer önemli nokta, vücut dismorfik bozukluğunun cerrahi müdahalelere verdiği yanıttır. Örneğin rinoplastilerden sonra önemli bir kısım hasta daha da kötüleşir ve bir takım psikotik belirtiler gösterebilir.

       e-   Ağrı Bozukluğu

–         Bir ya da daha fazla anatomik bölgede şiddetli ağrı ile karakterizedir. Hastalar ağrılarını dramatik bir biçimde tanımlayabilirler, örneğin bıçak saplanır tarzda gibi. Bu hastaların ağrı eşiklerinin düşük olduğu belirlenmiştir.

–        Ağrı bozukluğu ile kişilik bozuklukları çok sık görülür. En sık görülenleri ise bağımlı, pasif agresif veya histriyonik kişilik bozukluğudur.

 

DÜRTÜ KONTROL BOZUKLUKLARI

–    Bu grup bozukluklar içinde intermittant patlayıcı bozukluk, kleptomani, piromani, patolojik kumar oynama ve trikotilomani yer alır.

a- İntermittant Patlayıcı Bozukluk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir