Skip to main content

NEFROLOJİ

Mikroskobik olarak sınırları belirgin, glikojenden zengin (PAS +), berrak stoplazmalı, yuvarlak çekirdekli ve nük­leolü belirgin olan büyük üniform hücrelerden oluşur.

İlk metastaz paraaortik abdominallenf nodlarınadır. He­matojen metastaz nadirdir; en sık hematojen metastaz akciğere gerçekleşir.

Seminomda tanı için kullanılabilecek serolojik bir marker yoktur. Radyoterapiye duyarlıdır; tümör cerrahi olarak çıkarılır ve radyoterapi + kemoterapi uygulanırsa %90’ln üstünde kür sağlanır.

Az sayıda vakada (% 15 kadar) sinsisyotrofoblastik dev hücreler görülebilir. Seminomda artmış HCG seviyelerin­den bu hücreler sorumludur. Tümör hücrelerinin membranıarında PLAP (plasental al­kalen fosfataz) pozitifliği karakteristiktir.

Germ Hücreli Tümörler

Embriyonel hücreli kanser ( %20)

20-30 yaşlarında, seminoma göre agresif seyirli bir tü­mördür. Primer testis lezyonu, hastada yaygın metastaz­lar bulunsa dahi küçük olabilir. Büyük lezyonlar sıklıkla epididim ve spermatik kordu infiltre eder.

Makroskobik olarak hemorajik – nekrotizan bir kitle ol­ması non-seminamatöz tümörler için tipiktir.

Mikroskobik olarak embriyonel karsinomda hücreler bü­yük ve primitif görünümlü, bazofilik stoplazmalı, hücre sı­nırları belirsiz, nükleusu büyük, nükleolü belirgin hücre­lerdir. Solid, glandüler, papiller yapılar, özellikle de dü­zensiz epiteliyal adalar ve kordonlar yapabilirler.

Embriyonel karsinamlar diğer germ hücreli neoplazilerle bir arada bulunma eğilimindedirler. Seminom dışı en sık izlenen testis tümörleri teratokarsinomların komponent­lerinden birisi embriyonel karsinamdur.

 

 

 

Teratom (%5)

Testiste tümöral hücrelerde somatik yönde diferansiyas­yon ile oluşur. Kesit yüzlerinde deri, kemik, kıkırdak do­kusu ve kistler izlenebilir.

Pür teratomun üç varyantı vardır:

Matur teratom tam diferansiye olmuş bir ya da bir-kaç germ yaprağı dokuları içerir (nöral doku, kartilaj, yağ do­kusu, kemik, epitel). Düzensiz bir tarzda bir araya gelir­ler. Sıklıkla infant ve çocuklarda izlenir ve sıklıkla benign seyiryidir. Erişkinlerde matür alanlar geniş yer kaplasa da sıklıkla immatür özellikde adaklar içerirler.

İmmatür teratomlar ise fetal dokulara benzer üç germ yaprağına ait immatür somatik elemanlar içerir. Habis formdadır.

Habis diferansiyasyon gösteren teratom; teratömatöz elemanlarla beraber malignite alanları izlenmesidir. Ge­nelde skuamoz hücreli karsinam (en sık) ve adenokarsi­nam teratom içinde saptanır.

Habis teratamların çoğu erişkinlerde gelişir. Prepubertal erkeklerdeki pür teratomlar genelde benigndir. Adultlar­daki teratomlar, diğer germ hücreli tümörler gibi çoğun­lukla diğer germ hücre elemanlarını içerir (mikst tümör­lerdir). Bu yüzden adultlardaki tüm teratomlar malign olarak ele alınmalıdır.

Erkek testis teratamlarında prognozu belirleyen en önemli veri hastanın yaşıdır. 5 yaş altında testis teratam­larının cerrahi çıkarılması kür sağlar; erişkinde ise daima melign seyirlidirler.

Koryokarsinom (%1):

Pluripotansiyal germ hücreli trofo-blastik diferansiyasyon gösteren tümörlerdir. Primer tümörler genelde küçük (sıklıkla testiste büyümeye neden olmazlar), palpe edile­meyen lezyonlardır, hızlı ve yaygın metastaz yapma (özel­likle kan yolu ile akciğerlere) eğilimindedir (metastazlar sıklıkla ilk klinik bulguyu verir).

Makroskobik olarak tümörde geniş kanama ve nekroz çok sık saptanır (non-seminamatöz tümörler içinde dahi bu özelliği en belirgin alanıdır).

 

Miks hücreli (teratokarsinom) (% 40):Teratom+embriyonel kanser

 Miks hücreli (teratokarsinom

Yolk sak ( Endodermal sinus Tm) :

4 yaş ve daha küçük çocukların en sık rastlanan testis tü­mörüdür (0-4 yaş arası en sık ikinci testis tümörü ise teratomlardır; bu teratamların prognozları immatür ele­man içerseler dahi çok iyidir). Yol k-sac tümör kötü prog­nozlu olmasına karşın 0-4 yaş grubunda saptandığında çok iyi prognozludur.

Yolk-sac tümörü, endodermal sinus yönünde farklılaşmış bir tümördür. Tipik olarak hızlı büyür ve iyi sınırlı kitleler oluşturur; tümör sıklıkla hemorajik ve nekrozedir.

Histolojide küboidal-kolumnar hücrelerin tabakalar, glandlar, papillalar, mikrokistler oluşturduğu görülür. Tümür içinde sıklıkla Eozinofilik hiyalin globüllerle sap­tanır. Ayırt edici bulgularından biri primitif glomerüle benzeyen Schiller-Ouval cisimcikleriunin görülmesidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir