Skip to main content

GASTROİNTESTİNAL SİSTEM CERRAHİSİ

Duodenal ülser Gastrik ülser
H. Pilori H. Pilori
NSAİ ler NSAİ ler
Asid hipersekresyonu Duodenogastrik reflü
Hızlı gastrik boşalma Bozulmuş gastrik mukozal defans
Duodenal asid atılımında bozukluk

 

 

 

 

 

 mukozal

 

 

 

 

 

 

 

 

Tanı:

En önemli semptom epigastrik ağrıdır. Ağrı genellikle açlık halinde ortaya çıkar. Acılı, yağlı, kızartmalı yiyeceklerle artar ve genellikle antiasit kullanımı ile hafifler.

Ağrının değerlendirilmesinde en objektif kriter, hastayı gece uykusundan uyandırmasıdır. Ağrının sırta doğru yayılması pankreasa penetrasyon olduğunu düşündürür.

Ağrıdan sonra en sık görülen semptom kanamadır. Kanama genellikle duodenumun arka yüzünde yerleşen ülserlerin gastroduodenal arter veya dallarına peretrasyonu sonucu gelişir. Kanama riski % 15-86 oranında değişmektedir.

Hastaların % 5-10’unda perforasyon gelişir. Akut karın bulguları ortaya çıkar. Perforasyon genellikle ön yüze yerleşen ülserlerde görülür.

% 10 hastada pilor stenozu ve obstrüksiyon gelişir.

 

  Radyolojik Bulgular: % 75 hastada Ba’lu mide duodenum grafisi tanı koydurucudur. En önemli bulgu Ba takıntısıdır. % 95 oranında ülser  nişi bulbusta görülür.

 

Endoskopi: Ba’lu grafiye göre daha duyarlıdır. Biyopsi alma şansı da vardır. Ayrıca kanama varlığında tedavi şansı da verir.

Asid çalışması:

Normal Duodenal Ülser Z E Send.
Gece salgısı mEq <20 >20 >100
BAO mEq/saat 1.5-2.5 3-5.5 >15
MAO mEq/saat 20-30 30-40

  Tedavi: Halen duodenal ülserin tedavisi komplikasyon olmadığı ve intraktibilite olmadığı sürece medikaldir.

  Medikal Tedavi: Tedavinin amacı, gastrik asidin nötralizasyonu, gastrik pH’nın arttırılarak ülserin iyileşmesinin sağlanmasıdır. Bu arada ülserojenik faktörler de ortadan kaldırılmalıdır. Özellikle sigara ve alkol kullanımı önlenmeli, kortikosteroid, salisilat ve rezerpin gibi ilaçlar kesilmeli, kahve ve çay alımı kısıtlanmalıdır. Gastrik asidin tamponlanması için de sık yemek yenmesi önerilmelidir.

Duodenal ülser tedavisinde kullanılan ilaçlar, gastrik asidin nötralizasyonu, asit salgısının inhibisyonu ve müküs gibi koruyucu faktörleri uyararak ülserin iyileşmesini sağlamaktadır.

Gastrik asit nötralizasyonu                          – antiasitler

Gastrik asit inhibisyonu                              – H2 reseptör antagonistleri

– Proton pompa blokerleri

– PG ler

Mukozal savunmanın güçlendirilmesi         – sukralfat

–   Kolloid bizmut

–   PG ler

Komplikasyonlar: İntraktibilite, kanama, obstrüksiyon, perforasyon.

 

Cerrahi Tedavi: Duodenal ülserli hastaların ancak % 20’si cerrahiye ihtiyaç duyar.

Endikasyonlar: Tedaviye cevapsızlık ve komplikasyonların gelişmiş olmasıdır. Cerrahi tedavide amaç, gastrik asit salgısını inhibe ederek ülserin iyileşmesini sağlamaktır.

Uygulanan cerrahi yöntemler:

 

  1. Subtotal gastrektomi: Midenin en az % 70’inin çıkartılmasıdır. Bu operasyondan sonra postgastrektomi sendromları çok sık görülür.

 

  2. Vagotomi: Cerrahi tedavinin temelini teşkil eder. DÜ’de % 80 asit salgısı vagus yoluyla olduğundan, bu stimülatör etki ortadan kalkınca kür olur. Yalnız midenin motor innervasyonu da ortadan kalkacağından boşalmayı kolaylaştıran ameliyatlar da ilave edilir.

  A. Trunkal vagotomi + Drenaj ameliyatı (mutlaka gerekir.) Boşaltma ameliyatları,

  – Piloroplasti: Pilor boyunca kesilip enine dikilirse çapı genişler. Heineke-Mikulicz, Finney, Jabulay ve Jodd ameliyatları gibi değişik tipleri mevcuttur.

  – Gastro-duodenostomi (Billroth I)

  – Gastro-Jejunostomi (Billroth II)

  B. Selektif  vagotomi + Drenaj ameliyatı:

Burada vagotomi daha distalden olup, hepatik ve çölyak dalların distalinden kesilir.

  C. Proksimal gastrik vagotomi: Sadece korpusa giden vagus lifleri kesilir. Burada esas amaç motiliteyi kaybetmemektir. Oldukça yaygın kullanılır. Boşaltma ameliyatına gerek yoktur. Hepatik dal, çölyak dal ve distal mideye giden onüç dal (kaz ayağı) korunur.

  D. Trunkal vagotomi + antrektomi  veya hemigastrektomi: Burada pilor çıktığından boşaltma ameliyatına gerek yoktur.

A. B ve C şıkları arasında pek fark yoktur. Mortalite % 0.5-1, Rekürrens % 10 ve komplikasyonlar % 1.5-5 oranında görülür. D’de ise, rekürrens % 2 olup mortalide de % 2’dir. Ayrıca post-gastrektomi sendromu ortaya çıkması ihtimali de vardır (% 25).

  GASTRİK ÜLSER

Miden ülserinin patogenezinde, hiperasidite yerine, mukozal savunmanın bozulması ön plandadır.

Başlıca faktörler:

– Bozulmuş mukozal savunma

– Asit ve pepsin

– Motilite bozukluğu
– Duodenagastrik reflü

Tipleri:

 gastrik ülser

Tanı:

En sık rastlanan semptom yine epigastrik ağrıdır. Ağrı genellikle yemekten sonra ortaya çıkar. Hasta bazen yemek yemekle, ağrısının geçtiğini de ifade eder.

Ağrı dışında dispepsi, bulantı, kusma ve kilo kaybı da olabilir.

Perforasyon ve kanama duedenal ülsere göre daha az görülür.

  Radyoloji: Radyolojik olarak bir ülser saptandığında bu ülserin benign olduğunu düşündüren bulgular şunlardır:

1- Ülser tabanının mide konturları dışında olması

2- Mukozal rugaların ülser nişine kadar gelmesi

3- Ülserin çapının 1 cm den düşük olması

4- Mide ülseri ile beraber duodenum ülserinin olması

  Endoskopi: Daha doğru sonuç verir. Multipl biyopsiler olmak gerekir.

  Tedavi:  Medikal tedavinin amacı, duodenal ülser ile aynıdır. Tedavi amacı ile kullanılan ilaçlar da aynıdır.

  Cerrahi Tedavi: Ülser komplikasyonlarını önlemek ve malignansi olasılığını ortadan kaldırmaktır. En uygun yöntem parsiyel gastrektomidir.

Cerrahi için endikasyonlar:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir