Skip to main content

GASTROİNTESTİNAL SİSTEM CERRAHİSİ

  • Obturator herni: Obturator foramenden herniasyon. Sinir basısı ile Howship-Romberg bulgusu olur.
  • Siyatik Fıtık: Tüm fıtıkların en nadir görüleni. Büyük veya küçük siyatik foramenden fıtıklaşma.
  • Perineal fıtık: Pelvik tabandaki zayıflığa bağlı olarak oluşur. Primeri nadirdir, genelde sekonderdir.

Internal Fıtıklar: Karın içersinde meydana gelen ve karın çıkmazlarında oluşan fıtık tipleri olup; paraduodenal, trasmezenterik, omental ve retroanastomik şekilleri vardır.

Diyafragma Hernileri (Konjenital):

-Posterolateral (Bochdalek)

-Parasternal (Morgagni)

GİS FİSTÜLLERİ

GİS fistülleri, içi boş organlardan herhangi birinin lümeninin kendi normal anatomik gidiş ve sonlanışlarının dışında, anormal bir lokalizasyonda bir organ veya deri yüzeyine açılmasıdır.

GİS fistülleri, internal fistül (organa açılanlar) ya da eksternal fistül (enterekutenöz fistüller, mukokütanöz fistüller) şeklinde olabilir.

Fistül nedenleri:

  • Geçirilmiş operasyonlar
  • Travmalar
  • İntraabdominal enfeksiyonlar
  • Granülamatöz barsak hastalıkları

Fistül gelişme riski en yüksek olan operasyonlar kolon girişimleridir, safra yolları 2. olarak takip eder.

Karın boşluğunda unutulan tamponlar, yabancı cisimler, intestinal damarların yaralanması ve uygun olmayan sütür materyali ya da cerrahi teknik fistül oluşumuna yolaçabilir.

GİS fistülleri, debilerine göre yüksek ve düşük debili fistüller olarak tanımlanırlar.

Günlük debisi 500 ml’ye kadar olan fistüller, düşük debili, >500 ml ise yüksek debili fistül olarak tanımlanırlar.

Tanı: Genellikle, dren ya da kesi yerinden intestinal kapsamın geldiğinin görülmesi ile konur. Fistül varlığının gösterilmesi için metilen mavisi kullanılabilir. Fistül tanısı en iyi şekilde kontrastlı grafiler ile konulur (fistülografi). Tanı için iyotlu kontrast maddeleri kullanılır.

Fistül ne kadar yukarı barsak segmentine ait ve debisi ne kadar yüksekse mortalite ve morbidite de o kadar yüksektir.

GİS fistüllerinin en önemli komplikasyonları, sepsis, malnütrisyon ve koroziv intestinal kapsamın yaptığı deri lezyonlarıdır (safra yanığı).

Spontan iyileşmeyi olumsuz etkileyen faktörler:

  • Fistül traktının çok kısa (<2cm) olması
  • Fistül traktının epitelize olması
  • Granülamatöz barsak hastalığının bulunması
  • Abse, yabancı cisim varlığı
  • Distal barsak segmentinde tıkanıklık olması
  • Radyasyon enteritinin olması
  • Nütrisyonun (-) dengede olması
  • Fistül traktusunda tümör varlığı

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Tedavi:

  • Kayıplar karşılanmalı
  • Sepsis tedavi edilmeli
  • Nütrisyonel destek sağlanarak hasta (+) azot bilançosunda tutulmalı.

Enterokütanöz fistül

Sıvı elektroliz tedavisinin sağlanması

Fistül yerinin saptanması

İleum-Kolon                                                                                    Duodenum-jejenum

Oral veya Enteral beslenme                                                                        TPN

4-6 hafta sonunda fistül debisi azalmazsa cerrahi tedavi

Sıvı-elektrolit tedavisi:

Kaybedilen sıvılar, idrar volümü, kan elektrolit ölçümü, kan pH’sı dikkate alınarak sıvı-elektrolit tedavisi düzenlenmelidir.

Nütrisyonel destek

Kolokütanöz fistüller

Enteral            Düşük debili ileal fistüller

Enteral yolla distaline ulaşılabilen yüksek jejunal veya mide, ösofagus fistülleri

enteral beslenmeye intolerans

Parenteral        Duodenal – jejunal fistüller

yüksek debili ileal fistüller

Somatostatin tedavisi:

Somatostatin, pankreas ve barsak salgılarını inhibe eder, bu nedenle fistüllerin debisini azaltarak çabuk kapanmasına yardımcı olur. Yüksek debili fistüllerde standart olarak uygulanır.

PRİMER GİS LENFOMALARI

Lenfomalar, tüm GİS malignitelerinin % 1’ini oluşturur.

GİS’de lenfomalor en sık midede görülürken, tüm ince barsak malign tümörlerinin %20’sini lenfomalar oluşturur.

Tüm lenfomaların % 10’u GİS’de görülür.

Non-Hodgkin lenfoma özellikle ekstranodal dokularda yerleşir ve GİS, NHL’nın en sık karşılaşılan ekstranodal yerleşim yeridir.

GİS lenfomaları:  % 60-65 midede

% 30-35 ince barsaklarda görülür.

GİS’a ait primer NHL tanısı koyabilmek için

1- Palpe edilebilir yüzeyel LAP olmamalı

2- Hepatosplenomegali  ya da karaciğer veya dalakta doğrudan tümör infiltrasyonu olmamalı

3- Lökosit sayısı, periferik kan yayması ve kemik iliği biyopsileri normal olmalı

4- Toraks CT ya da akciğer grafisi normal olmalı

 

 

 

Tanı:

Ortalama görülme yaşı 54’dür.

Ülseratif lezyon, psödoanevrizmal kitle, mukoza ve submukozada kalınlaşma şeklinde kendisini gösterebilir.

Endoskopide mukoza genellikle normal olarak saptanır. Preoperatif doğru tanı konma olasılığı % 0-40 civarındadır.

GİS NHL’lar genellikle Waldeyer halkası lenfomaları ile beraber görüldüğünden bu hastalarda dikkatli KBB muayenesi yapılmalıdır.

Evrelendirme     :           Musshoff evrelemesi

Tedavide total gastrektomi tercih edilir. Mide için tek başına radyoterapi de alternatif olabilir. İnce barsak seviyesinde ise rezeksiyon ve radyoterapi-kemoterapi kombinasyonları uygulanır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir