Skip to main content

GASTROENTEROLOJİ-2

 

 

ARDS (Akut solunum yetmezliği sendromu)’de oluşan bulgular:

  • Hiperventilasyon
  • O2 desteğine yanıt vermeyen hipoksi
  • Akciğer kompliansında azalma
  • Hipokarbi/Normokarbi
  • Kalp debisi düşer
  • Yama tarzında veya diffüz infiltrasyonlar
  • Nonkardiyak pulmoner ödem

 

Etyolojisinde, enflamatuar mediatörlere bağlı olarak pulmoner mikrovasküler permeabilitenin artmasıvelenfatiklerin taşıyabileceğinden fazla sıvının alveolar-kapiller bölgede birikerek ventilasyon ve perfüzyonu bozması tanımlanmıştır. Bu biriken sıvı hyalinizasyon ve tip 2 alveolar hücre proliferasyonu sonrası gelişen fibrozis nedeni ile akciğer esnekliğini azaltır.

Tanı, hipoksi, infiltrasyonlar ve akciğer kompliansının azalmasının gösterilmesi ile konulur. Tedavide ise uygun monitörizasyonla sıvı replasmanı ve PEEP ventilasyon denenir.

Pulmoner Tromboembolizm

Pulmoner emboli kardiyovasküler nedenlerden kaynaklanan en sık üçüncü ölüm nedenidir.

Hastanede yatan hastalarda önlenebilen ölümlerin muhtemelen en sık nedenidir.

Hastalık asemptomatik minör emboliden masif emboliye bağlı ani ölüme kadar geniş bir spektrum gösterir.

Pulmoner embolilerin %85-90’ı alt ekstremite venlerinden, kalanı da sağ kalp veya diğer venlerden gelişir. Emboli bir kez gelişip, pulmoner kan akımı kesilince bu bölgede ventilasyon/ perfüzyon oranıyükselir. Akciğer buna pıhtıdakitrombositlerden salınan serotoninin neden olduğu bronkokonstruksiyonla cevap verir. Ventilasyon-perfüzyon ilişkisinin bozulması hipoksemiye neden olur. Vasküler sistemdeki %30’dan fazla kayıp ortalama pulmoner arter basıncında yükselmeye neden olur. Sistemik basıncın azalması içinse tıkanmanın %50’den fazla olması gerekmektedir.

 

MAJÖR PULMONER EMBOLiDEKi KLiNiK SEMPTOM VE BULGULARIN SIKLIĞI
Dispne Ari Takipne %88
Anksiyete %60 Taşikardi %63
Plevral ağrı %60 P2 artışı %60
Öksürük %50 Ral %51
Hemoptizi %27 S3 veya S4 %47
Senkop %22 Plevral sürtünme Sesi %17
       

 

Klinik:

Semptom ve bulgular primer olarak embolinin büyüklüğüne ve daha az olarak da hastanın kardiyopulmoner performansına bağlı olarak gelişir. Pulmoner embolisi olduğu doğrulanan hastaların %33’ten daha azında venöz trombozun klinik belirtilerini gösterir. Hastaların büyük çoğunda göğüs ağrısı ve dispne gelişir. Diğer erken semptomlar arasında takipne, terleme ve anksiyete bulunur. Hemoptizi hastalığın geç dönemlerinde görülür ve pulmoner infarktose işaret eder. Majör embolisi olan hastalarda taşikardi, pulmoner ikinci sesin artışı, siyanoz ve juguler venlerin belirginleşmesi gibi bulgular gözlenir. Daha nadir olarak da wheezing, plevral sürtünme sesi, hafif ateş ve ventriküler gallop ritmi olabilir.

Ayırıcı tanıda özefagus perferasyonu, pnömoni, septik şok ve miyokard infarktüsü düşünülmelidir.

 

Tanı:

Pulmoner emboli tanısını koymanın en güvenilir yöntemi pulmoner arteriografidir. Diğer tanı yöntemlerinden EKG’nin primer önemi miyokard infarktüsünü ekarte etmektir. Pulmoner embolide EKG’de sıklıkla spesifik olamayan ST ve T dalgası değişiklikleri gözlenir. Akciğer grafisi pnömoni, pnömotoraks, özefagus perforasyonu ve konjestif kalp yetmezliği gibi diğer olasılıkları ekarte etmede faydalanılır. Pulmoner embolinin nadir bir sonucu olan pulmonerinfarktlar akciğer grafisinde kama şeklinde dansite görünümüne neden olur. Arteriyel kan gazları analizinde hipoksemi ve hipokapni gelişir. Santral venöz basıncın düşük olması büyük olasılıkla pulmoner emboliyi ekarte eder. Çünkü masif embolili hastalarda sağ ventrikül yüklenmesi ve sağ atrial basınç yükselmesi saptanır.

Pulmoner embolide en sık kullanılan tanısal test akciğer perfüzyon sintigrafileridir. Normal bir sintigrafi major pulmoner emboliyi ekarte eder, ancak sintigrafide saptanan her anormallik pulmoner emboliyi doğrulamaz. Ventilasyon-perfüzyon sintigrafisi ile birlikte yapılıp, değerlendirildiğinde tanısal doğruluk oranları yükselir. Ventilasyon-perfüzyon sintigrafisi şüpheli olduğunda selektif pulmoner anjiografi yapılmalıdır.

Tedavi:

Tedaviyi ve prognozu belirleyebilmek için pulmoner emboliler 4 dereceye ayrılarak incelenir. Minör emboliler tek başına antikoagülan tedavi ile başarılı bir şekilde tedavi edilebilirler. Parsiyel tromboplastin zamanını(PTT) normalin en azikikatıuzatacak şekilde sürekli heparin infüzyonu ve çoğu zaman, yanı sıra oral antikoagülasyona da başlanır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir