Skip to main content

DERİ

  • Deri ülserasyonu
  • Meme derisinin 1/3’ten daha azını tutan ödem
  • Tümörün göğüs duvarına solid fiksasyonu
  • Aksillada boyu 2.5 cm ve üzerindeki çapta lenf nodlarının varlığı
  • Aksiller lenf nodlarının cilde veya derindeki yapılara fiksasyonu

 

Meme kanserinde TNM sınıflaması:

Tx: Değerlendirilemeyen primer tümör

T0: Primer tümörün olmadığı durum

TIS: Karsinoma insitü

T1: En büyük tümör boyutu 2 cm’den düşük (T1 a, b, c)

T2: Tümör 2-5 cm arasında

T3: 5 cm den büyük tümör

T4: Herhangi bir büyüklükte olan ancak göğüs duvarı ya da deriye doğrudan yayılan tömür.                               T4a: Göğüs duvarına yayılım

T4b: Ödem, deride ülserasyon veya satellit deri nodülleri

T4c: T4a + T4b

T4d: İnflamatuar meme ca

  Lenf Nodları:

Nx: Lenf nodları değerlendirilemiyor

N0: Regional lenf nodu metastazları Æ

N1: Mobil lenf nodu metastazı (aynı tarafta)

N2: Fikse lenf nodu metastazı (aynı tarafta)

N3: Internal mammaria lenf nodu metastazı (aynı tarafta)

  Uzak Metastaz:

Mx: Uzak metastaz değerlendirilemiyor.

M0: Uzak metastaz Æ

M1: Uzak metastaz (+) (supraklaviküler lenf nodu metastazı dahil)

Evre 0                  TIS               N0               M0

Evre 1                  T1                N0               M0

Evre II A             T0                N0               M0

T1                N1               M0

T2                N0               M0

Evre II B             T2                N1               M0

T3                N0               M0

Evre III A           T0                N2               M0

T1                N2               M0

T2                N2               M0

T3                N1,N2         M0

Evre III B            T4                Tüm N        M0

                                      Tüm T         N3               M0

Evre IV               Tüm T4       Tüm N        M1

  İmmünoterapi           BCG (Basille Calmette Guerin)

MER (Metanol Ekstraktabl Resüdü)

Levamisol (Piprax)

Kalsiyum folinat

 

 

  Endokrinolojik Tedavi

Anti östrojen (Tamoksifen)

Progestoronlar (Megesteril-asetat, medroksi progesteron)

LH RH antagonitsleri (Zoladex)

Androjenler: Fluoksikmesteron

Steroid Hidroksilasyon Inhibitörü (Amino glutethimide)

            MEME KANSERİNDE PROGNOZ

Meme Kanseri; uzun süren, çok değişik tablolar gösterebilen, yavaş ilerleyen tümörlerden birisidir, fakat bazı hastalarda hastalık agresiftir ve prognozu kötüdür. Her meme kanserinde farklı bir tümörül davranış biçimi görülmektedir. Bu nedenle tümörlerin büyüme hızı, metastaz eğilimi ve ilaçlara duyarlılığı değişiktir. Tümörlerdeki bu değişiklik prognozu belirlemekte ve tedaviye olan cevabı etkilemektedir. Son zamanlarda lenf nodu tutulumu olmayan hastalarda da adjuvan tedavi verilip hastalar bu tedaviden yarar görürken, düşük riskli hastalarda sistemik tedavinin toksik etkilerinden uzak tutulabilmektedir.

  Meme Kanserinde Prognostik Faktörler

1-Tümörün büyüklüğü

2-Aksiller lenf bezlerinin durumu (0, 1-3, >4)

3-Histolojik tip ve grade

4-Steroid hormon reseptörlerinin durum ve hormonal tedaviye cevap

5-Tümör antijenleri, büyüme faktörleri, kromozomal bozukluklar, onkonjenler

Kromozomal bozukluklar (11. Kr alel kaybı, 1, 3, 6, 7, 9 delesyon kötü)

Protoonkojenler (HER-2/neu=c-erb-B2, c-erb-B, c-H-ras kötü)

Büyüme faktörleri (EGF, TGFa, PDGF, IGF-1 kötü, TGFb çok iyi)

6- Proliferasyon hızı (Öploidi, düşük S-fazı iyi – anöploidi kötü)

7-Hastanın yaşı ve menopoz durumu

8-Gebelik ve laktasyon

9-Tedavide gecikme

10- Diğer biyolojik özellikler

 

  Tümör Boyutları

Tümörün çapı arttıkça aksiller lenf bezleri tutulumu da arttığı saptanmıştır. TNM evreleme sisteminin esaslı öğelerinden biri olan tümör çapının 1 cm’e ulaşması için 30 ikileme zamanı 8-10 yıl kadar zaman geçer. Rekürrens açısından tümör büyüklüğü nodal tutuluma ve histolojik grade’den daha önemli bulunmuştur.

  Aksiller Lenf Nodu Metastazı

Prognozu belirleyen en önemli unsurlardan biri de lenf nodlarında tutulumun olup olmamasıdır. Aksiller lenf bezi tutulumu sistemik mikrometastazlarının bir göstergesidir. LAP (+) hastalarda relaps oranı oldukça yüksektir. Aksiller lenf nodu metastazı (yada nodal tutulumunun yaygınlığı) günümüzde kullanılan önemli relaps göstergelerinden birisidir. Çok sayıda (+) lenf nodu bulunan hastalarda erken rekürrens ve sürvide düşüklük izlenmektedir. Eşit boyuttaki tümörlerde Lap (+) olanlarda 5 yıllık sürvi % 20 daha az bulunmuştur. Nodal metastazın boyutları da prognoza etkilidir. 2 mm’den küçük metastazlarda prognoz daha iyidir. Lenf nodu kapsülünün tutulumu erken nüks riskini iki kat daha arttırmaktadır. Metastatik nodüllerde lenfosit hakimiyetin iyi bir prognoza, azlığın ise kötü prognoza işaret ettiği ifade eden araştırmalar mevcuttur.

 

Histolojik Tip ve Grade

Prognozu belirlenmesi amacıyla histolojik inceleme sırasında tümörün diferansiyasyonu ve tipi belirtilmelidir. Spesifik tiplendirme yapılamadığı durumlarda histolojik grade önem kazanmaktadır. Medüller karsinom, tübüler karsinom, musinöz karsinom gibi meme kanseri tipleri iyi prognoza sahiptir. İnflamatuar karsinom, infiltratif duktal ve lobuler karsinomda prognoz kötüdür.

Tümörün diferansiasyonunun belirlenmesinde mitoz sayısı, nükleus sayısı, nükleus yapısı, tübüler fermasyon ve glandların durumu esas alınmaktadır. Glandların ve iyi gelişmiş tübüler yapıların varlığı iyi prognozun, mitoz sayısının çokluğu kötü prognozun göstergesidir.

Lenfatik invazyon ile kötü prognoz yakın ilişkilidir, peritümöral lenfatikler karsinomatöz infiltrasyon ile aksiller lenf nodu tutulumu arasında da pozitif bir korelasyon mevcuttur.

 

  Steroid Hormonlarının Durumu ve Hormonal Tedaviye Cevap

Üzerinde en çok çalışılan östrojen resepörü (ER) primer tümörü de veya metastatik dokularda ölçülebilen bir sitoplazma proteinidir. Normal meme dokusu östrojen, progesteron, androjen ve glukokortikoid gibi bir çok steroid reseptör içerir. Meme kanserli dokunun normal meme dokusundan farklı daha yüksek düzeyde reseptör içermesidir.

Meme kanserli insanda hormonal tedaviye cevap veren az sayılı tümörlerden biridir. ER (+) liği ile hormonal tedaviye cevap arasında korelasyon vardır. ER (+) hastalarda endokrin tedaviye cevap % 55-60 iken, ER (-) hastalarda bu oran % 10’dur. Hem ER, hem de PR (+) olan hastalarda bu cevap daha da artarak % 80’lere çıkmaktadır.

  BİLATERAL MEME KANSERİ

Meme kanseri nedeni ile tedavi gören kadınlarda en sık gelişen ikinci tümör diğer memenin kanseridir. Senkronik ya da metakronik olabilir. İlk tümörü tanısını takip eden ilk 6 ay içinde gelişen diğer memenin tümörü senkronik olduğu kabul edilir. Daha sonra gelişenler ise metakronik meme kanseridir. Tanı: fizik muayene, mamografi ve biyopsi ile konulur. Normal topluma göre 5-7 kat daha sık görülür. İlk meme kanseri tedavisinden sonra ikinci meme kanserine yakalanma riski her yıl için yaklaşık % 1 kadardır. En sık bilateral görülen meme kanseri tipi lobüler karsinomdur.

 

 

GEBELİK VE LAKTASYONDA MEME CA

Gebelikte ortaya çıkan meme kanserleri de diğerleri gibi tedavi edilmelidir. Eskiden hamilelikteki meme Ca. nın cerrahi tedavisi sırasında süt fistülü oluşabileceği düşüncesi bugün yıkılmıştır.

Doğurganlık yaşı meme Ca’nın zirve yaptığı 40-50 yaşlarına uymaması nedeni ile bu dönemdeki meme kanserleri daha seyrek görülmektedir. Gebelik ve laktasyondaki sıklığı % 1-2 arasındadır, sadece gebelerde % 0.03’tür.

Klinik belirtiler bu dönemde daha geç ortaya çıkar. Çünkü bu dönemde memeler daha duyarlı multinodüler hipertrofik yapıdadır. Bu nedenle mevcut kitleyi ayırt etmek zor olabilir. Ayrıca bebeği kötü etkileyeceği ya da meme dokusu dens olması nedeni ile kitleyi gizleyeceği düşüncesi ile daha sonraya bırakmak eğilimi vardır. Bu yüzden meme Ca’nın ilerlemesine engel olamamaktadır.

Tanı için iyi bir fizik muayene gerekli görülen vakalarda perdeleme yapmak sureti mamografi yapılmalıdır. İnce iğne asp. biyopsisi, gerekirse lokal anestezi altında insizyonel veya eksizyonel biopsi yapılabilir.

Biyopsi sırasında süt fistülü oluşma şansı periferik lezyonlarda pek görülmez. Merkezi ve derin lezyonlarda biyopsi öncesi bromokriptin süpresyonu yapılabilir.

Anestezik Yaklaşım: uygun şartlarda, başka bir deyişle gebelikte meydana gelen fizyolojik değişiklikler kompanse edilmek şartıyla verilen anestezinin anne ve bebeğe herhangi bir zararlı etkisinin olmadığı görülmüştür.

  Evre Değerlendirilmesi

Kan Tetkikleri; Tümör işaretleyiciler, karaciğer fonksiyon testleri, Ca ölçümü gibi testler faydalı olmakla beraber met. konusunda kesin bilgi vermez. Ultrasonografi faydalıdır. Radyolojik tetkiklerin (kemik grafileri gibi) fötüs üzerinde zararlı etkileri olabilir. Fakat uygun örtme yapıldığında zararı olmayabilir. Kemik sintigrafisi şartsa yapılmalıdır.

  Tedavi

Tedavi evreye göre planlanmalıdır.

Evre I ve II de hamileliğin sonlanması hastalığın yönlendirilmesine hiçbir fayda sağlamaz. Memenin korunmasını isteyen hamileler için radyoterapi gerektiğinden hamilelik sonlandırılması gerekebilir.

Çok ısrarlı olanlarda Primer eksizyon + Aksiller disseksiyon ve doğum sonrası RTx yapılabilir.

Adjuvan KT esasen premenapozal kadınlarda LAP (+) ise yapılmaktadır. Günümüzde LAP (-) olanlarda da yapılıyor. 1. trimesterde KTx yapılmamalıdır. Çünkü bu dönemde teratojenik etkileri vardır.

LAP (-) hamile hastalarda hiçbir evrede KTx yapılmamalıdır.

1.Seçenek MRM.

2.Seçenek T.T.E + Doğum sonrası RT.

KTx ® LAP (+) olanlarda ikinci trimesterde yapılabilir. Mümkünse doğum sonrasına bırakılabilir.

Evre III – IV lokal yayılım ve uzak metastaz saptananlarda hamilelik sonlandırıldıktan sonra ikil KTx + RTx yapılmalıdır.

Prognoz, hamile olamayanlarla aynıdır. Tanı gecikmesi LAP (+) liğini ve evreyi artırır.

Gebeliğin sonlandırılmasının hastalığın iyileşmesinde herhangi bir rolü yoktur. Ancak ilerlemiş vakalarda agresif tedaviye izin verilir.


TRANSPLANTASYON

Herhangi bir hücre, organ veya dokunun, yerinden alınıp (donör) bir başka yere nakledilmesi (alıcı) ve canlılığını korumasıdır. Bu eğer aynı kişinin kendi organının bir başka yerine alınması şeklinde olursa, ototransplantasyon, aynı yumurta ikizleri arasında yapılırsa izotransplantasyon, aynı türün elemanları arasında yapılırsa allotransplantasyon ve değişik türler arasında yapılırsa da xenotransplantasyon (eski heterotransplantasyon) olarak isimlendirilir. Eğer organ veya doku normal anatomik lokalizasyonuna yerleştirilirse ortotopik, farklı bir lokalizasyona yerleştirilirse heterotopik transplantasyon denir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir