Skip to main content

DERİ

  • Ekrin bezler: Ter üretirler, daha çok avuç içi, ayak tabanı, aksilla ve alında bulunurlar.
  • Kıl follikülleri ve sebase bezler: Cildi kaplayan yağlı bir sıvı üretirler, birlikte pilosebase üniteyi oluştururlar.
  • Apokrin bezler: İnsanlarda rudimenter olarak bulunur. Aksilla ve anogenital bölgede bulunurlar, memelilerde koku hormonu üretirler. Apokrin glandlar, kıl follikülü ve sebase bezler gibi folliküler epitelden yapılıdır. En çok pubertede gelişir. Kadınlarda daha fazla bulunur. Sinirsel uyarılarla çalışır ve visköz, süt kıvamında bir sıvı çıkarır.

Normal ter salgısı hipotoniktir. Ama hızlı sekresyon varsa, iyonların geriye emilme zamanı kısaldığından izotonik olur. 15-60 mEq/lt Na ve Cl, 2.7-3.1 mEq/lt  K iyonu içerir. Ayrıca terde üre (kan seviyesinin iki katı), NH3 (idrarla aynı) kreatinin, amino asidler (az oranda) ve çok fazla laktik asid bulunur. Ter pH’ı asidiktir (5.7-6.4). Vücut yüzeyinde asid bir manto yapar. Bakteri üremesini önler.

Derinin Fonksiyonları:

Perkütan Absorbsiyon: Na ve Ca, derinin kendisinden geçemez. Ancak organeller yoluyla çok az bir miktar geçiş olabilmektedir. I iyonu negatif yüklü olduğu için bu organeller yolu ile absorbe olur ve deriyi geçer.

Yağda eriyen maddeler deriyi kolay geçer, iyi absorbe olurlar. Eğer suda da bir miktar eriyebiliyorsa, bu absorbsiyon çok daha fazla olmaktadır. GİS ya da subkütan enjeksiyon absorbsiyonuna eşit duruma gelir. Yağda eriyen ve deriden geçen bu maddeler şunlardır:

1. Salisilik asidin sudaki veya alkoldeki solüsyonu

2. Fenol

3. Östrojen, testosteron, progesteron, dezoksikortikosteron

4. Hidrokortizon (kortizon geçmez)

5. Yağda eriyen vitaminler (A,D,E,K)

6. Ağır metaller (yağ asitlerine bağlandıklar için bir miktar geçerler).

Gazların da absorbsiyon açısından farklı özellikleri vardır.

CO2: Dışa veya içe doğru diffüze olur. Deri respirasyonu akciğerlerin 1/100’üdür. Dış ortam sıcaklığı 340 C olunca CO2 diffüzyonu ileri derecede hızlanır. Nedeni, glandlardaki artan metabolik aktivitedir.

Arteriyel hiperemi, Ach, histamin, enflamatuar olaylar, UV, eritem, psöriazis ve ekzamatöz reaksiyonlarda bu diffüzyon yine artmaktadır.

Adrenalin ile vazokonstrüksiyon yapılınca diffüzyon çok düşer.

O2:İçeri diffüze olur. Akciğerlerden alınan O2’nin 1/160’ı deriden absorbe olur. Ama atmosfer havasında O2 oranı düşünce diffüzyonun arttığı gösterilmiştir. Deriden dışarıya O2 kaybı mümkün değildir.

Diffüzyon ve absorbsiyonlar, derinin kalın olduğu yerlerde, pigmentasyon artışında, miksödemde vb. azalır. Fakat ince deri, egzersiz ve hipertiroidizm gibi durumlarda artar.

Travma

Penetran yaralanmalar: Kesiler, delici yaralanmalar, sürtünmeye bağlı abrazyonlar ve eldiven tarzı soyulmalar. Hepsinde kibarca temizlik, yabancı cisim ve nekrotik dokuların debridmanı, uygun pansuman en önemli yaklaşımdır. Kirli yaralar dikilmez, sekonder veya gecikmiş primer iyileşmeye bırakılır. Abrazyonlar 2. Derece yanık, derinin tam kat soyulduğu lezyonlar ise 3. Derece yanık gibi tedavi edilirler.

Donmada yapılacaklar:Donmuş bölgede vazokonstrüksiyon vardır. Birden ısıtılmamalıdır. Yoksa reaktif heperemi ile deride kabarcıklar ve veziküller oluşabilir. Damarlarda trombus oluşmuşsa, durum daha da bozulabilir. Bu işlem sırasında sempatektomi yapılması konusunda görüş birliği yoktur. Ama yine de ilk 24 saatte yapılırsa, yararlı olabilmektedir.

Dekübit (basınç) ülserleri: Genelde uzun süreli yüksek basınçlı basılara bağlı olarak kemik çıkıntıların üzerinde gelişir. En sık sakrum, oksiput ve topuk bölgelerinde görülür. Önemli nokta önlenmeleridir. Yüzeysel yaralar sekonder iyileşme ile kapanabilir. Derin yaralar için ise debridman ve myokütan veya fasyokütan flepler gereklidir.

Keloid ve hipertrofik skarlar: Bütün yaralar skar formasyonu ile iyileşir. Hipertrofik skarlar kabarık, kırmızı, nodüler lezyonlar olup orijinal insizyon veya travmanın sınırını aşmazlar. Keloidler ise daha yüksek hacim, nodülarite ve sertlikle yara sınırını aşarlar. Koyu tenli kişilerde her ikisinin de gelişme insidansı yüksektir. En etkili tedavi eksizyondur, ek olarak intralezyoner steroid (triamsinolon asetonid) enjeksiyonu, dış bası ve silikon jel uygulaması da faydalıdır.

Enfeksiyonlar:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir