Skip to main content

CERRAHİDE TEMEL PRENSİPLER

CERRAHi ENFEKSiYONLAR

Bir organizmanın vücuda herhangibir yolla girmesinden sonra enfeksiyon oluşturması bakteri virulansına, miktarına ve konakçı cevabına bağlıdır. Bunların yanısıra, yabancı cisim (ipek dikiş gibi) sıvı kolleksiyonu, hematom, iskemik ya da neknotik doku varlığında enfeksiyon riski artar.

Predispozan faktörler:

1. Hematom

2. Dehidratasyon

3. Şok

4. Malnütrisyon

5. Anemi

6. Yaşlılık

7. Şişmanlık

8. Var olan bir enfeksiyon (tonsilit… vb)

9. Preoperatif hospitalizasyon süresi

10. Diabet, üremi, Cushing, neoplazmlar, ağır fizik ve psişik bozukluklar… vb.

11. Iatrojenik (ipek dikiş… vb)

Bir enfeksiyonun ortaya çıkabilmesi için gram doku başına 105  bakteri inokülasyonu olması gereklidir.

Cerrahiye bağlı sebeplerden dolayı, malnütrisyon, multpl travma, kanser, yanık ve diyabet gibi sistemik hastalıklar sonucunda staph. epidermidis gibi normalde patojen olmayan ajanlar, fırsatçı enfeksiyonlara sebep olabilir.

 

  Cerrahi Enfeksiyonlarda Tanımlar

  Sellülit: Deri, deri altı dokusunun yüzeyel yayılan eritematöz enfeksiyonudur. En sık rastlanılan tipi erizipeldir. Erizipelde etken A grubu b hemolitik streptokoklardır. (Strep. pyogenes) Invazyonun derecesi, mikroorganizmanın salgıladığı streptokinaz ve hiyalüronidaz enzimlerine bağlıdır. Strepkokal sellülitin tedavisinde parenteral benzil penisilinler kullanılmalıdır.

  Lenfanjit: Etken yine strep.’lardır ve sellülitin daha ilerlemiş halidir. Periferdeki septik bir alandan lenfatik drenaj boyunca kırmızı çizgiler şeklinde görülür. Bölgeyi drene eden lenf bezleri büyür ve süpüre olabilir. Etkilenen ekstremite yüksekte tutulur ve uygun antibiyotik tedavisi başlanır.

  Abse: Bağ dokusunun nekrozuna ikincil süpüre materyelin lokalize kolleksiyonudur. Nekrotik doku ve akut inflamatuar hücreleri içeren pürülan materyal erken dönemde pyojenik bir fibrin membran ile, daha sonra da kronik dönemde, özellikle de antibiyotik etkisi altında fibröz doku ile sınırlandırılır. Pyojenik mikroorganizmalar özellikle de steph aureus abseye neden olur.

Absenin en iyi tedavisi yeterli insizyon ile drenaj ve tüm lokülasyonların açılması, abse yatağının da kürete edilmesidir. Dren ve antibiyotiklerin kullanımı ise tartışmalıdır.

  Bakteriyemi ve Septisemi: Bakteriyemi, dolaşımda canlı bakteri bulunmasıdır. Septisemi ise, bakteriyeminin daha şiddetli klinik belirti veren şeklidir ve kendisini titreme, halsizlik, ateş, toksik tablo ve hipotansiyon ile belli eder.

  Cerrahide Enfeksiyon Yapan Mikroorganizmalar:

  Stafilokoklar: Gr (+) bakterilerdir. Koltuk altı, kasık ve perine derisinde bulunurlar. Insanların % 30-50’sinde ön burun boşluğunda staph aureus bulunur.

Staph aureus, follikülit ve epidermoid kist enfeksiyonlarından sorumludur. Paronişi ve derin el enfeksiyonlarında da etkendir. Meme ve perianal abselerde de sıklıkla izole edilir. Fırsatçı enfeksiyonlarda ve hayatı tehdit eden septisemi ve aspirasyon sonrası pnönomilerde etken olabilir. Temiz yara sepsislerinde % 1-2 etkendir. Hastane personeli taşıyıcı olabilir, bu durumda penisilinler yetersiz olup vankomisin gereklidir.

Staph epidermidis koagülaz (-)’dir. Uzun süre, deride saprofit olarak bulunduğu düşünülmüşse de bugün protez enfeksiyonlarının en sık etkenidir.

Staph aureus osteomyelitin en sık etkenidir. Intravasküler kateterlerde, greftlerde, prostetik kalp kapakçıklarında ve ortopedik protezlerde sıklıkla bulunur.

 

  Streptokoklar: Gr (+) zincir şeklinde mikroorganizmalardır.

A grubu  hemolitik streptokoklar, sellülit, lenfanjit etkenidirler. Temiz cerrahi yaralarda çok nadir görülmekle beraber yanıklı hastada sorun olabilirler. Pnömokoklar fırsatçı enfeksiyona sebep olurlar. Özellikle çocuklarda görülen postsplenektomi sepsisinin etkeni pnömokoklardır.

Streptokok viridans dental ve orofasial septisemilerin başlıca nedenidir. Endokardit de yapabilir. Intravasküler kateter enfeksiyonlarında da etken olmakla beraber cerrahide nadir görülür.

D grubu streptokoklar (strep. fecalis, enterokoklar) gastrointestinal sistem ve üriner sistem cerrahisi sonrası gelişen sepsiste önemlidirler.

 

  Clostridia: Spor yapan gr (+) çomak yapısında anoerobik mikroorganizmalardır. Çoğu normal barsak florasında olmasına rağmen kan dolaşımı sınırlı olan doku içine inokülasyonu ve yabancı cisim veya rekrotik doku varlığında etkili olabilirler. Gazlı gangren grubu birçok proteolitik enzim salgılayarak yayılımı kolaylaştırır.

Clostridium tetani erken ense sertliği, risus sardonikustan sorumlu bir nörotoxin (tetanospasmin) salgılar. Tedavide parenteral benzil penisilin verilir. Yara bakımı + insan globulin ile pasif immünizasyon ve aktif immünizasyon yapılır. Aktif immünizasyonda, profilaktik penisilinin yanısıra risk altındaki tüm yaralanmalarda 0,5 ml toxoid yapılmalı ve 6 hafta ya da 6 ay sonra 2. doz  tekrarlanmalıdır. 5-10 yılda bir rapel tekrarlanmalıdır.

Clostridium difficile, antb.’lerin uygunsuz kullanımı sonucu oluşan pseudomembranöz enterokolitin etkenidir. Sefalasporinler, linkomisin ve klindamisin en çok suçlanan ajanlardır. Vankomisin tedavide kullanılacak ilk ajandır.

 

  Koliformlar: Bu bakteriler ameliyat sonrası gelişen solunum yolları, üriner sistem ve yara enfeksiyonlarından sorumludur. Genel cerrahide en sık görülen E. coli’dir. Diyabetiklerde yumuşak doku enfeksiyonlarında sık görülür.

 

  Salmonella: Tifo, tropikal ve substropikal ülkelerde sık olup etkeni salmonella tifi’dir. Akut dönemi septisemi ile karakterize olup, karaciğer, dalak, kemikler ve ince barsaklarda (özellikle terminal ileumda) kolonizasyon olur. Ince barsağın terminal kısmında ve antimezenterik tarafında longitüdinal ülserlere yol açarak perforasyon ve peritonit gelişmesine neden olur. Tedavide kloramfenikol ve gentamisin uygundur. Perforasyon olduğunda laparotomi + peritonun temizlenmesi + primer onarım yapılmalıdır.

 

  Bakterioides: Gastrointestinal sistemde ve kadınlarda genital sistemde bulunan gr (-) anaerobik bakterilerdir. Bakterioides frajilis  laktamaz oluşturur ve penisiline dirençli ancak metranidazole duyarlıdır. Kolon ve appendiks ameliyatlarından sonra koliform bakteriler ile beraber yara yeri enfeksiyonuna yol açabilirler.

 

  Mycobakterium: Aside dirençli tüberküloz basilidir. Nadiren GIS enf. yapar. AIDS hastalarında akut bakteriyel bir hastalık olarak görülebilir.

 

 

 

  Funguslar: Candida ve mantarlar gastrointestinal sistem ve deride bulunurlar, geniş spektrumlu bir antibiyotiğin kullanımı ile inatçı bir enfeksiyona sebep olurlar.

 

  Virüsler: Hepatit A ve Hepatit B virüsleri önem taşır. Hepatit A dışkı veya oral yolla bulaşır, 15-40 gün gibi kısa bir inkübasyon süresi vardır. Hepatit B ise kan ile bulaşır. 60-100 gün gibi daha uzun bir inkübasyon periyodu vardır. Non A, non B ve delta virüsleri de bilinmektedir.

  NEKROTİZAN (GANGRENÖZ) YUMUŞAK DOKU ENFEKSİYONLARI

Enfeksiyöz gangren, hızlı ilerleyen yaygın deri ve deri altı yağ dokusunda nekroz oluşturan bir sellülit halidir.

  Enfeksiyöz gangren sonucu gelişen klinik tablolar:

1- Nekrotizan fasiit

2- Gazlı gangren (klostridyal myonekroz, anaerobik sellülit)

3- Progresif bakteriyel sinerjistik gangren (Meleney’in sinerjistik gangreni)

4- Sinerjistik nekrotizan sellülit

5- Travmaya ikincil enfeksiyonlar

6- İmmün baskılanmış hastada gangrenöz sellülit

7- Sellülit kanplikasyonu olarak gelişen lokalize deri nekrozları

Tedavide yüksek doz antb. kombinasyonu (ampisilin, gentamisin ve metranidazol veya  klindamisin) ile gerekirse tekrarlanması gereken agresif cerrahi debridman yapılmalıdır.

 

  Fournier gangreni: Erkek genital bölgesinde görülür. Nekrotizan tiptedir. Skrotuma lokalize kalabileceği gibi penis, perine duvarı ve karın ön duvarına da yayılabilir. Kültürde etken olarak mikst fakültatif organizmalar (E. coli gibi) ve anaerobik mikroorganizmalar (bakteroides) saptanabilir. Nadiren A grubu streptokoklar tek başlarına saptanabilir.

 

  Gazlı gangren: Bu enfeksiyon iskelet kaslarının klostridiaya genellikle de clostridium perfingense karşı gelişen bir enfeksiyondur. Genellikle multi travmatik bir yaralanma bazen de özellikle gastrointestinal veya safra yollarına yönelik cerrahi girişimlerden sonra klostridia sporları ile kontaminasyon sonucu oluşur. Nadiren herhangi bir yaralanma olmadan da gelişebilir. Bu durumda enfeksiyon kaynağı barsaklardır.

Gazlı gangrende normal barsak florasında bulunan Clostridium perfringens en sık rastlanan etkendir (% 80-90). C. Novyi (%10-40), C. Septicum (% 5-20) ve C. Histoliticum da etken olabilir.

Gazlı gangrenin gelişmesi için inkübasyon dönemi 6-72 saattir. Yaralanmanın olduğu bölge duyarlıdır ve ödemlidir, sıklıkla krepitasyon vardır. Serosanjinöz, pis kokulu bir akıntı vardır. Deride kısa sürede nekroz gelişir. Enfeksiyonun yerel ilerlemesi ile ödem ve krepitasyon artar. Hastada ateş ve şok bulguları gelişir.

Ayırıcı tanıda önemli olan gazlı gangren ile krepitan sellüliti birbirinden ayırt etmektir. (Klostridyal ve nonklostridyal sellülit) Ayırıcı tanı ancak cerrahi sırasında myonekrozun olup olmadığına bakılarak yapılır.

Tedavide yüksek doz benzil penisilin, penisilin allerjisi varsa kloramfenikol ve acil radikal cerrahi debridman, amputasyon yapılır. Gerekli ise fasyatomi uygulanır.

Cerrahi debridmanın yanısıra tüm yaralar açık bırakılmalı ve gerekirse debridman yenilenmelidir. Hiperberik O2 tedavisinin kullanımı tartışmalıdır.

 

 

 

             

Progresif Bakteriyel Sinerjistik Gangren:

Genellikle karın yaralarında ya da ekstremitede kronik bir yaranın mikroaerofilik ya da anaerobik streptokok ve staph. aureus ile enfeksiyonu sonucu oluşur. Gangrenin oluşabilmesi için bakterilerin birarada olması şarttır. Lokal duyarlılık, ödem, gangren ve ülser gelişir. Ülser ağrılıdır ve tedavi edilmezse yavaş yavaş büyür. Tedavide ülsere bölge eksize edilir ve uygun antb. tedavisi başlanır.

  Sinerjistik Nekrotizan Sellülit:

Nekrotizan fasiitin bir değişik tipidir, deri, deri altı yağ dokusu fasya ve kasları tutar. Kırmızı -kahverengi, kötü kokulu, pürülan akıntılı ülsere lezyonlar vardır. Bölge çok ağrılıdır ve krepitasyon hissedilebilir. Bakteriyemi sıktır.

Etkenler anaerob (anaerobik strep. veya bakteroides) ve fakültatif türlerdir (E. coli gibi)

Tedavi erken debridman + antb tedavisi + geniş kas ve fasya tutulumu olduğunda amputasyondur.

  Travmaya İkincil Enfeksiyonlar:

  Böcek ısırıkları: Etken strepcc ve staphcc’lardır.

 

Zehirli ısırıklar: Genellikle ısıran böceğin oral florası bulaşır, bu da fekal flora ile aynıdır. Etken genellikle bakteroides, proteus, pseudomonas türleri ve koagülaz (-) stafilokoklardır.

  Hayvan ısırıkları: Köpek ısırıkları en sık görülür.

Sıklıkla görülen bakteriler, pastorella multosida, staph aureus, strcc.lar ve bakterioides türleridir. Yaralar daima kontamine kabul edilmelidir. Tedavi edilmezlerse enfeksiyon ortaya çıkar. LAP, lenfanjit, septik artrit, tenosinovit ve abse gelişebilir.

Tüm ısırıklarda tedavide geniş spektrumlu antb. (penisilin-metranidazol veya amoksisilin + klavulonik asid) verilmelidir. Tetanos toxoidi, yaranın drenajı, etkilenen ekstremitenin immobilizasyonu ve yaranın açık bırakılarak debride edilmesi de gerekir.

 

İnsan ısırıkları: Enfeksiyon riski yüksektir.

En sık izole edilen etken strcc viridans, A grubu b hemolitik ya da a hemolitik strcc’lar, staph aureus, klebsiella pneumonia ve anaeroblarda da en sık etken bakteroidestir.

Tedavide aerobik + anaerobik etkili antb. kullanılır. Etkilenen ekstremite de elevasyona alınır, immobilize edilir, tetanos toxoidi yapılır, yara irrige edilir ve cerrahi debridman yapılır.

 

Enjeksiyon bölgesi absesi:

Enjeksiyon bölgesinde abse gelişimi nadir değildir. Lokal yüzeyel sellülit, abse, tromboflebit, eritem, ödem ve deri nekrozu oluşabilir.

En sık etken staph aureus ve bakterioides türevleridir.

 

İmmün baskılanmış hastada gangrenöz sellülit:

Aplastik anemi, lösemi, immün supresif tedavi alan hastalar transplantasyon hastaları gibi durumlar girer.

Bu hastalar normalde patojen olmayan fırsatçı mikroorganizmalar ile enfekte olabilirler.

 

 

 

 

 

 

HASTANE ENFEKSİYONLARI

Yara enfeksiyonunun en önemli belirleyicisi kontamire eden mikroorganizmanın cinsi ve miktarıdır.

 

Cerrahi yaraların sınıflandırılması:

  a. Temiz yaralar: Ameliyat yaralarıdır. Meydana geldiği anda herhangi bir içi boş viskusla ilişki olmamış (barsak, GIS, RT, GUS) ve asepsi şartlarında bir bozulma olmamışsa, bu cerrahi yara, temiz yara olarak gruplandırılır (tiroid ameliyatı, fıtık ameliyatı, kalça eklemi protez ameliyatı vb.’dir).

  b. Temiz kontamine yaralar: Operasyon anında GIS, RT, GUS veya diğer sahalarla kontrollü temas olursa (Örneğin, barsak açılması, safra kesesi açılması, bronşların açılması…vb.), sınırlı ve kısa süreli bir kontaminasyon olur ve buna temiz kontamine yara denir.

  c. Kirli yaralar (kontamine yaralar): Doğrudan doğruya perforasyon olur. Bıçakla kalın barsak yaralanması, peritonit, akut appendisit…vb. kirli yaralardır. Bütün travmatik yaralar kontamine yaralardır.

  d. Enfekte (süpüre) yaralar: Daha gecikmiş kontamine yaralar veya pü veya perforasyon varlığı: Perfore apandisit, intraabdominal abse.

 

Cerrahi yaralarda enfeksiyon riski:

Temiz yara        % 1-2

Temiz kontamire yara   % 10

Kontamire yara% 15-20

Kirli yara                      % 40-50

  POSTOPERATİF ATEŞ

  Cerrahi Girişim Sırasında Başlayan Ateş:

1- Transfüzyon reaksiyonu: Kan veya kan ürünlerinin transfüzyonu sırasında ani intraoperatif ateş, abondan kanama veya ürtiker meydana gelir.

  Tedavi:

– Kan veya kan ürününün transfüzyonu kesilir.

– Kalan kan ürünü hemen kan bankasında analiz edilir, hastadan kan ve idrar örneği alınır.

– Intravenöz serum fizyolojik ile hidrasyon yapılır.

– Mannitol ile osmotik diürez oluşturulur.

– Vital bulgular takip edilir ve stabilize edilmeye çalışılır.

2- Ameliyat sırasında lokalize bir absenin peritoneal kaviteye ani olarak açılması sonucu septisemi

3- Malign hipertermi

 

Postoperatif ilk 24 saatte görülen ateş:

1- Atelektazi

A- Predispozan faktörler

– Uzun süreli immobilizasyon

– Genel anestezi altında uzun süren girişimler

– Sigara kullanımı

– Kronik obstrüktif akc hastalığı

– Obesite

– Kanser

B- Tanı

– Düşük dereceli ateş

– Taşikardi

– Takipne

– Solunum seslerinde azalma

– Krepitan raller

– Bronşiyal solunum

C- Tedavi

– Hastanın öksürmesi ve derin nefes alıp vermesi istenir

– Eğer mukoid bir tıkacın yaptığı obstrüksiyon varsa bronkoskopi yapılır

2- Daha nadir nedenler: Klostridyal enfeksiyonlar, A grubu streptokok enfeksiyonları, yabancı cisim aspirasyonları gibi.

  Postoperatif 24-72 saatte görülen ateş:

1- Katetere bağlı sepsis,

Tedavi: kateter çekilir

Parenteral antb. tedavisi başlanır.

Süpüratif tromboflebit varsa ven eksize edilir.

 

  Postoperatif üçüncü günden sonra görülen ateş:

1- Akciğerler: Pnömoni

2- Üriner sistem enfeksiyonu: Idrar sondası varlığında, sondanın kaldığı her gün % 5 oranında artar.

3- Venler – Tromboflebit

4- Yara yeri enfeksiyonu, intraabdominal ve intratorakal enfeksiyonlar.

  Cerrahide Profilaktik Antibiyotik Kullanımı:

Kontrollü klinik çalışmalarında belirli ameliyatlardan sonra gelişen enfeksiyonların insidansının profilaktik antibiyotik kullanımı ile önemli boyutlarda azaltılabildiği gösterilmiştir. Morbidite, hastanade kalış süresi ve muhtemelen sepsise ikincil mortalite de bu sayede azalmaktadır.

Profilaksi: Kontaminasyon sürecinde kolonizasyon olmadan önce bakterinin elimine edilmesi veya kolonizasyon meydana gelmişse enfeksiyon gelişmeden önce antibiyotiklerin kullanılmasıdır.

  1. Hastaya ait faktörler: Yaş, diyabet, üremi, yanık,obesite, immün yetmezlik, malnütrisyon, şok, malignite, steroid kullanımı, antimetabolit tedavi ve radyoterapi.

  2. Lokal faktörler: Derinin erken traş edilmesi, aseptik şartların olmayışı, kötü cerrahi teknik, ameliyat süresinin uzun oluşu gibi.

Bu riski belirleyen en önemli faktör kontaminasyonun boyutlarıdır. Kontaminasyon ekzojen ya da endojen olabilir. Cerrahi enfeksiyonlarda endojen kaynak daha önemli olup GIS en önemli odaktır.

Profilaktik antibiyotik uygulaması ameliyattan hemen önce başlanmalıdır. Daha erken başlanması gereksiz, ameliyattan 3-4 saat sonra verilmesi ise yetersizdir.

Antibiyotiklerin profilaksi amacı ile kullanımında prensipler şu şekilde özetlenebilir.

1- Enfeksiyon riskinin % 5’in üzerinde olduğu vakalarda profilaksi endikasyonu vardır. Bu nedenle profilakside amaç, temiz kontamine ve kontamine ameliyatlarda enfeksiyonun önlenmesidir. Tüm temiz kontamine ve kontamine ameliyatlar ile protez kullanılan temiz ameliyatlarda profilaksi yapılmalıdır.

2- Potansiyel enfeksiyon ajanları tanımlanabilmeli ve bu ajanlara etkili antibiyotikler profilakside kullanılmalıdır. Girişim yapılacak organın florası ve uygulanacak ameliyata göre en sık patojen organizmanın tahminine göre profilaksi uygulanmalıdır.

3- İnsizyon yapıldığı sırada antibiyotiğin  optimal verilme zamanı ameliyattan 30-60 dak. öncedir.

4- Antibiyotikler kısa süreli ve primer olarak perioperatif kullanılmalıdır. Ameliyattan önce verilen tek doz genellikle yeterlidir. 3-4 saati geçen ameliyatlarda, ameliyat sırasında ek doz antibiyotik verilebilir.

5- Dirençli mikroorganizmalar için kullanılan kuvvetli antibiyotikler profilaksi amacıyla kullanılmamalıdır.

6- Antibiyotik profilaksisinin yararları tehlikelerinden fazla olmalı ve kullanılan ilacın yan etkisi az olmalı ve ilaç ucuz olmalıdır.

 

  Baş-Boyun Ameliyatlarında Profilaksinin Yeri:

Baş-boyun ameliyatlarından sonra enfeksiyon oranları çok düşük olduğundan profilaksiye gerek yoktur.

Oral ve farinks mukozasının açıldığı durumlarda ve onkolojik ameliyatlarda enfeksiyon riski % 28-78 arasında olduğu için bu tür hastalarda profilaksi yapılmalıdır. En sık önerilen antibiyotik “sefazolin”dir. Tiroidektomi, paratiroidektomi, tükrük bezi ameliyatları ya da radikal boyun diseksiyonunda enfeksiyon riski % 2’nin altında olduğundan antibiyotik profilaksisine gerek yoktur.

 

Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisinde Profilaksisinin Yeri:

– 65 yaş üstü

– Şişman hastalar

– Kr. Bronşit ve bronşektazi varlığı

– Solunum fonksiyon bozukluğu

– Amfizem

– Sigara alışkanlığı

olanlarda akc. ameliyatı yapılacaksa profilaksi yapılmalıdır.

Streptokoklar, stafilokoklar, H. Influenza, klebsiella, E. coli, pseudomonas gibi gr (-) basiller ve funguslar en sık rastlanan etkendir.

Kalp ameliyatlarında en sık patojen ajan staph aureus, staph epidermidis, difteroidler ve enterik gr (-) basillerdir. Profilaksi uygulanır ve en sık sefazolin tercih edilir. Allerji varsa vankomisin kullanılabilir.

Damar cerrahisinde, vasküler protez uygulanıyorsa, iskemi nedeni ile alt ekstremite amputasyonu uygulanıyorsa profilaksi yapılmalıdır. En sık rastlanan ajanlar staph aureus, staph epidermidis ve enterik gram negatif basillerdir. Sefazolin kullanılır. Dirençli stafilokok ya da allerjik durum varsa vankomisin kullanılabilir.

 

  Ösofagus Cerrahisinde Profilaksinin Yeri:

Ösofagus mukozasının açıldığı durumlarda enfeksiyon ve sepsis oranı yükseldiğinden profilaksi yapılmalıdır. Sefozolin primer olarak tercih edilmelidir.

  Gastroduodenal Cerrahide Profilaksinin Yeri:

*                    Üst GIS kanaması

*                    Gastrik ülser

*                    Gastrik Ca

*                    Pilor obstrüksiyonu

*                    Uzun süreli H2 reseptör blokörü kullanımı olanlarda enfeksiyon riski  (% 25)

Bu nedenle profilaksi yapılmalıdır.

*Obesite için yapılan gastrik by-pass ameliyatlarında profilaksi yapılmalıdır.

*1. Kuşak sefalosporin yeterlidir. (sefazolin)

Safra Yolları Cerrahisinde Profilaksinin Yeri:

*                    Safra yolları cerrahisinde enfeksiyon riski doğrudan safrada bakteri bulunmasına sekonderdir.

*                    Safrada bakterinin varlığı halinde enfeksiyon riski % 30-40 arasındadır.

*                    70 yaş üzerindeki hastalarda

*                    Akut kolesistit olması ya da son 2 ay içinde akut kolesistit atağı geçirilmiş olması

*                    Koledokolitiazis olması

*                    Tıkanma sarılığının olması

*                    Ikincil safra yolu girişimi olması

*                    Acil cerrahi girişimler

*                    Diyabet ve obesite durumlarında profilaksi yapılmalıdır.

Safra yollarında tesbit edilen en sık etken E. coli’dir. Sefazolin gibi 1. kuşak sefalosporinler profilakside yeterlidir.

  İnce Barsak Operasyonları ve Appendektomide Profilaksi:

Appenolektomi sonrası yara enfeksiyonu insidansı % 5’den fazla olduğundan profilaksi mutlaka yapılmalıdır. Etken en sık gr (-) basiller (özellikle E. coli) olduğundan sefalosporinler tercih edilmelidir. Perfore olmayanlarda tek doz profilaksi yeterli iken perforasyon veya abse saptanması halinde antibiyotiğe tedavi dozunda devam edilmelidir.

Proksimal ince barsak ameliyatlarında profilaksi endikasyonu yoktur. Distal ileum florası kolon florasına benzerlik gösterdiğinden profilaksi yapılmalıdır.

  Kolorektal Cerrahide Profilaksi:

Ameliyat sonrası enfeksiyon riski en yüksek olan ameliyatlardır.

Profilaktik antb. uygulamasının kesin endike olduğu ameliyatlardır. Antb. profilaksisinin yanısıra mekanik barsak temizliği de yapılmalıdır. 3. Kuşak sefolosporın + anaeroblara etkili ornidazol ile profilaksi yapılır.

 

  Enfektif Endokordit Profilaksisisi Yapılması Gereken Durumlar:

*                     Gingival kanamalara yol açacak cerrahi girişimler

*                     Tonsillektomi, adenoidektomi

*                     Solunum yolları ameliyatları

*                     Üst GIS ameliyatları

*                     Safra yolları girişimleri

*                     Kolon ameliyatları

*                     Genitoüriner sistem girişimleri

*                     Enfeksiyon varlığında yapılan girişimler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir