Skip to main content

Bakteriyoloji

 

Tetrasiklinlere direnç gelişimi.

Günümüzde tetrasiklin direncinin yaygın olmasının en önemli nedeni, hayvan yemlerinde kullanılan tetrasiklin grubu antibiyotiklerdir.

Gram negatiflerde en sık görülen direnç mekanizması plazma membranında bulunan aktif eflüks pompası ile hücre içinden antibiyotiğin dışarı atılmasıdır.

 

 

KLORAMFENİKOL

Kloramfenikol, bakteri içine enerjiye bağımlı olarak girerek, ribozomun 50S alt birimine geri dönüşümlü olarak bağlanır. Bu bölgede peptidil transferaz enzimini inhibe ederek, aminoasidin peptid zincirine bağlanmasını ve sonuçta protein sentezini engeller.

         Kloramfenikol en fazla lipofifik özellikte olan antibiyotiklerden biridir.

Tüm doku ve vücut sıvılarına geçişi çok iyidir. İnflamasyon varlığında BOS’daki düzeyi serumun %90’ı kadardır.

Plasentadan fetüse ve anne sütüne geçebilmesi nedeniyle gebelerde ve emzirme döneminde kullanılmamalıdır.

         Kloramfenikol glukronil transferaz enzimi tarafından karaciğerde metabolize edilir. Bu nedenle karaciğer yetmezliğinde doz ayarlanması gerekir. Böbrek yetmezliğinde ise doz ayarlamasına gerek yoktur.

Yenidoğan ve prematüre bebeklerde hem karaciğerde glukronat sentez mekanizması hem de böbrek atılım fonksiyonları yeterli olmadığı için ilacın yarılanma ömrü çok uzundur. Bu nedenle yenidoğan ve prematüre bebekler kloramfenikolün toksik etkilerine çok duyarlıdırlar.

Penisiline allerjik hastalarda gelişen bakteriye! menenjitlerde (H. influenzae, N. meningitidis, S. penumoniae) ve penisiline dirençli pnömokok menenjitlerinde alternatif olarak kullanılabilir.

        Anaerop etkinliğinin yüksek olması nedeniyle piyojenik beyin abselerinde penisilin ile kombine edilerek uygulanabilir.

Son yıllarda hastane enfeksiyonlarının önemli etkenlerinden biri olan vankomisine dirençli enterokok enfeksiyonlarının tedavisinde de kloramfenikol denenebilir.

 

Kloramfenikolün yan etkileri.

         En önemlisi hematolojik yan etkilerdir.

1. Kemik iliği depresyonu.

İki farklı şekilde görülür. Birincisi doza bağlı direkt kemik iliği toksisitesidir. Yüksek doz ve uzun süre kullanımda ortaya çıkar. Anemi, retikülositopeni, serum demir düzeyinde yükselme ile kendini gösterir.

       İkinci şekil ise doza ve süreye bağlı olmadan görülen aplastik anemidir. Nadirdir, ancak irreverzibl olduğu için ölümle sonuçlanabilir. İdiyosenkrazik bir reaksiyon olduğu düşünülmektedir. İlacın tek bir doz uygulanmasından sonra bile görülebilir.

 

2.Gri bebek sendromu.

Yenidoğan ve prematüre bebeklerde görülür, doza bağlıdır.

Bebeklerde karaciğerde kloramfenikolü metabolize eden glukronil transferaz enzimi ve kloramfenikolün böbreklerden aktif transportunun yeterli olmaması nedeniyle ilacın serum düzeyleri çok yükselir. Buna bağlı olarak konak hücre mitokondriyal ribozomlarmda protein sentezi inhibe edilir. Klinik tablo tedavinin 3-4. günlerinde bikarbonat tedavisine yanıt vermeyen asidoz ile başlar. Periferde solukluk, siyanoz ve ciltte tipik kül rengi bir solukluk oluşur. Kusma, distansiyon, hipotansiyon, solunum düzensizlikleri, hipotermi ve dolaşım yetmezliğine bağlı ölüm ortaya çıkar.

3.Nörolojik yan etkiler.

En sık görülenleri optik nörit, periferik nöropati, baş ağrısı, depresyon ve mental konfüzyonlardır. Tümü reversibldir ve ilaç kesilince geriye döner.

 

4.Gastrointestinal sistem.

Nadiren stomatit, glossit, bulantı, kusma, ishal veya psödomembranöz enterokolit yapabilir.

 

Kloramfenikole direnç mekanizmaları

En sık görülen mekanizma plazmid aracılı asetiltransferaz enzimi salgılanarak kloramfenikolün asetillenmesi ve inaktive edilmesidir.

 

LİNKOZAMİDLER

Bu grup içinde antibakteriyel spektrum, etki mekanizması ve farmakolojisi makrolidlere benzer, ancak kimyasal yapıları farklı linkomisin ve klindamisin bulunmaktadır.

Linkozamidler bakterilerin 50S ribozomal alt birimlerine bağlanarak protein sentezini inhibe ederler.

Bunun dışında düşük dozlarda klindamisinin hücre içinde bakteri öldürülmesini kolaylaştıran opsonizasyon ve fagositozu artırıcı etkinliği de vardır.

Dokulara ve vücut sıvılarına (akciğer, karaciğer, safra, yumu¬şak dokular, kemik, eklem ve prostat) geçişleri iyidir. Lökositler, alveoler makrofajlar ve abselere yoğunlaşarak birikir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir