Skip to main content

ANOREKTAL BENİGN HASTALIKLAR

 

                Strangüle obstrüksiyon: Sıklıkla adezif bantlar, fıtık veya volvulusa bağlı oluşur. Mezenterik kan akımını bozarak hızlı şekilde komplikasyonlara ilerler. Lüminal distansiyon sonrası önce venöz dönüş, sonra da arteryel kanlanma bozulur. Özellikle endotoksin, ekzotoksin ve toksik hemin yıkım ürünleri barsak duvarını aşarak peritona ve damarlara geçerler. Semptomlar obstrüksiyona ve emilen toksinlere bağlıdır.

 

                   Kapalı ans obstrüksiyonu: Hem afferent, hem de efferent anslar tıkalıdır. Hızlı şekilde strangülasyona ilerler. Genelde barsağın mezenteroaksiyel rotasyonuna bağlı görülürler. Hastalarda distansiyon belirgin değildir.

 

                  Kolonik obstrüksiyon: Genelde volvulusları hariç strangülasyon eğilimleri yoktur. Sıvı ve elektrolit sekestrasyonu ince barsağa göre daha yavaş ilerler. Sistemik bozukluklar ince barsak obstrüksiyonuna göre daha hafiftir ve geç ortaya çıkar.

Önemli nokta rüptüre kadar gidebilecek aşırı distansiyon gelişmesidir. Eğer ileoçekal valv kompetansa, kolonik obstrüksiyon kapalı ans obstrüksiyon haline gelir. Distansiyon ciddi boyutlara ulaşır. Perforasyon riski çekumda en yüksektir (Laplace Kanunu, Gerilim=Basınç x Çap x p)                    

              Tanı:

              Klinik bulgular: İntestinal obstrüksiyonun 4 kardinal bulgusu vardı

          Karın ağrısı

  • Bulantı ve kusma
  • Obstipasyon
  • Abdominal distansiyon

İnce barsak obstrüksiyonunun Treitz’a olan mesafesi ağrıdan sonra kusmanın başlama zamanı ve niteliği ile tahmin edilebilir. Proksimal obstrüksiyonda kusma hızlı başlar ve fekaloid değildir. Krampların sıklığı da fazladır. Kusma ve N/G drenaj hipovolemiye yol açar. Resüsitasyon yapılmazsa böbrek yetmezliği ve şok gelişip ölüme yol açabilir.

Lokalize hassasiyet, ateş, taşikardi ve ciddi lökositozun eşlik ettiği rebound hassasiyet veya defans gelişmesi ise strangülasyonu düşündürmelidir. Barsak duvarı canlılığını yitirdikçe motilite kaybolur, karında sürekli, yaygın, künt ağrı ve bir bölgede rebound hassasiyet belirginleşir. Strangüle veya strangüle olmayan obstrüksiyon ayırımını sağlayan kesin bir muayene veya laboratuar bulgusu yoktur.

 

 

Proksimal obstrüksiyonda abdominal distansiyon belirgin olmazken distal obstrüksiyonda progresif abdominal distansiyon gelişir. Komplikasyon gelişmediği sürece hafif hassasiyet dışında bulgu olmaz, istemsiz defans genelde yoktur. Başlangıçta barsak sesleri hiperaktifken gittikçe metalik bir tını gelişir ve abdomen daha sessiz bir hal alır.

Laboratuar ve radyoloji: İntestinal obstrüksiyon temelde ciddi lüminal ve intramural sıvı kaybı ile karakterizedir, sıvı kayıpları 4-8 lt’ye ulaşabilir. Erken dönemde BUN ve kreatinin yüksekliği, hemokonsantrasyon, hiponatremi, hipokalemi tipik bulgulardır. İdrar dansitesi hafif yüksektir (1.025-1.030), proteinüri veya hafif asetonüri olabilir. Vücudun kompansasyon eğilimine rağmen hiponatremi, hipokalemi ve hipoosmolarite gelişir. İdrarda potasyum atılımına bağlı olarak idrar miktarı normale yakın debiye yükselebilir.

Dehidrasyon, açlık, ketozis ve alkali sekresyonların kaybı sonucunda genelde görülen tablo metabolik asidozdur. Pilor obstrüksiyonu sonucunda ise metabolik alkaloz görülür. Aşırı abdominal distansiyon ise diyafram hareketlerini azaltarak solunum asidozu ile metabolik asidozun şiddetini artırabilir.

Basit mekanik intestinal obstrüksiyonda lökositoz gelişmez veya hafif artar (10000-12000) ve hafif sola kayma olabilir. 15000-25000 arası lökositoz, belirgin PMNL hakimiyeti ve immatür formların varlığı strangülasyonu düşündürmelidir. 40000-60000 gibi çok yüksek beyaz küre sayımları ise primer mezenterik vasküler oklüzyonu düşündürmelidir. Serum amilaz düzeyi yüksek bulunabilir.

Klinik ve laboratuar verilerinin hiçbirisi strangülasyon tanısı koymada duyarlı değildir. Preoperatif değerlendirmede strangülasyon tanısının doğru konma oranı %60-70’tir.

 

İntestinal obstrüksiyon düşünülen hastaya öncelikle ayakta, yatarak direk karın ve PA AC grafileri çektirilir. Amaç obstrüksiyon lehine hava-sıvı seviyeleri görmektir. Gastroenteritlerde de küçük tabanlı çok sayıda seviye görülebileceği unutulmamalıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir