Skip to main content

ANOREKTAL BENİGN HASTALIKLAR

Tıkanma sonucu intraluminal basınç 35 mmH2O’yu aşarsa, safra akımı durur. Karaciğer hücrelerinin safra yapımı ve bilirubin atma fonksiyonları durur ve sarılık ortaya çıkar. Ayrıca kolanjit uzun sürmüşse, intrahepatik duktuslar dilate olur ve öyle kalır. Sonradan buralarda piyojenik karaciğer abseleri gelişir (staz ve bakteri proliferasyonu nedeniyle).

       B. Pankreatiko-duodenal bölge tümörleri:

1. Pankreas başı tümörleri (en sık) % 60-75

2. Ampulla kanserleri

3. Distal koledok tümörleri

4. Ekstrahepatik safra yolları tümörleri

En sık pankreas başı tümörleri görülür. Sonra ampulla Ca gelir. Ikisi de adenokarsinomadır. Ampulla Ca, duodenum mukozasından gelişir ve hastanın sarılığında zaman zaman açılmalar görülür.

Kolanjit ve sepsis, tümörlerde de görülebilir. Ama sarılığın açılması ampulla tümörleri haricinde pek görülmez. Siroz ve karaciğer abseleri tümörlerde nadirdir. Çünkü, hasta genellikle o kadar yaşayamaz.

     C. Koledok striktürleri:

1. Postoperatif

2. Enflamatuar

Genellikle postoperatif kolesistektomi sonrasında görülür. Iyatrojeniktir.

Iltahabi olaylarda perforasyon sonucu fibroz gelişir ve striktürler ortaya çıkabilir.

Ayrıca T-tüpün irritatif etkisiyle de fibrozis ve striktürler gelişebilir.

Koledok hasarı hemen tamir edilmelidir.

      D. Diğer nedenler:

1. Koledok kistleri

2. Parazitler

3. Kist hidatik

4. LAP ve metastatik tümörler

Tanı: Tanı laboratuar yöntemleri ile konabilir. Klinik intrahepatik ve ekstrahepatik kolestazisi ayırdettirmez.

 

 

USG: % 90 güvenilirlik derecesi vardır, ama bu koledoğun alt ucuna gidildikçe % 60’a iner. US’de intrahepatik safra yollarının dilate olarak izlenmesi, ekstrahepatik bir kolestazis olduğu tanısını koydurur. Bazı durumlarda tıkanmanın ne olduğunu da gösterebilir. Koledok taşı, pankreas başı tümörü… vb’ni gösterebilir.

-IV kolangiografi: Bilirubin 3 mg/dl’nin üzerinde ise, yardımcı olamaz (biligrafin ile yapılır).

-Perkütan transhepatik kolanjiografi: Karaciğere ince bir iğne ile ponksiyon yapılır, geniş bir intrahepatik duktus bulunur ve içine radyoopak madde verilir. Invaziv bir metoddur, ama iyi sonuç verir. Intrahepatik safra yolları genişlemiş olarak tesbit edilirse, “ekstrahepatik bir kolestazis vardır” denir.

-ERCP: Tıkanma yeri ve cinsini gösterebilir.

-Kompüterize tomografi (CT)

Kinetik sintigrafik çalışmalar: Safrayla süzülen radyoaktif işaretli maddelerle yapılır. Statik sintigrafik metodlardan daha iyidir ve daha az hata payına sahiptir.

Bugün artık US, CT ve kinetik sintigrafik metodlar non-invaziv olduklarından, ilk planda uygulanmaktadırlar ve kolanjiografiler sonraki planda düşünülmektedir.

Operatif kolanjiografi: Ameliyat sırasında duktus sistikus kataterize edilir ve koledok içine radyoopak madde verilip filmi çekilir.

Tedavi: Tıkanmayı ortadan kaldırırız.

1. Taş varsa çıkartılır ve kolesistektomi yapılır.

2. Oddi sfinkterinde fibroz varsa, sfinkteroplasti veya koledoko-duodenostomi ya da koledoko-jejunostomi yapılır.

3. Koledokta striktür varsa, by-pass yapılır.

4. Tümör varsa, çıkartılır.

Pankreatiko-duodenal bölge tümörlerinde sıklıkla başvurulan metod Whipple operasyonudur. Sonunda gastro-jejunostomi, koledoko-jejunostomi ve pankreatikojejunostomi yapılır.

% 10’a yakın mortalitesi vardır. Postoperatif 5 yıllık yaşama şansı da pankreas başı kanserlerinde % 15-20, ampulla kanserinde ise, % 25-30’dur.

Bu ameliyat sonucu hastada diabetes mellitus gelişebilir ve kontrolü oldukça zor ve labil olur.

Koledok tıkalı ve hasta inoperable ise, safra akımını sağlamak amacıyla by-pass operasyonları yapılmalıdır. Bu kolesisto-jejunostomi olabilir ya da böyle bir operasyon mümkün değilse, safra dışarı fistüle edilebilir. Bu hastaların zaten ömürleri kısıtlıdır. Bu süre içinde kaşıntı önlenmelidir.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir