Skip to main content

ANOREKTAL BENİGN HASTALIKLAR

            Arterler:

Anorektumu besleyen 3 temel arter vardır. Bunlar:

           1. Süperior rektal arter (sup. hemoroidal arter): İnferior mezenterik arterin dalıdır.

           2. Middle rektal arter: Her iki taraf da internal iliak arterin dalıdır. Rektuma, levator ani hizasından girer.

           3. İnferior rektal arter: İnternal iliak arterin bir dalı olan internal pudental arterin dalıdır. İskiorektal fossadan geçerek sfinkter kası seviyesinde rektuma girer.

Bir de middle sakral arter vardır, ama anorektum beslenmesinde önemsiz bir payı bulunur.

              Venler:

1. Superior rektal ven (Sup. hemoroidal ven)

2. Middle rektal ven

3. İnferior rektal ven

Superior rektal ven, inferior mezenterik ven aracılığıyla portal sisteme, diğer iki ven ise, kaval sisteme dökülür (internal pudental ven ile). Bu iki sistem (porto-kaval) arasında, internal hemoroidal pleksusta anastomozlar vardır ve portal hipertansiyonda bu anastomozlar açılıp, internal hemoroidlere yol açmaktadır.

 

 

 

 

 

              Lenfatikler:

Arter ve venlere paralel seyreder. Sup. rektal lenfatikler daha çok rektumun üst ve orta kısmını drene ederler ve paraaortik lenf nodlarına boşalırlar. Pelvis yan duvarları, middle rektal artere paralel seyredip internaI iliak lenf nodlarına boşalırlar. Pektinat çizginin altında ise, paraaortik ve inguinal lenf nodlarına drene olurlar.

 

        Anorektal Bölge Fossaları:

  1. Perianal fossa: Sağda ve solda transvers septumun hemen altındadır. Bu iki fossa süperfisiyel posterior anal fossa ile birbirleriyle ilişkidedir.
  2. İntersfinkterik fossa: Anal kanalı boylu boyunca sarar. İki sfinkterin arasındadır.
  3. İskiorektal fossa: Üstte levator ani, yanlarda lateral pelvik duvarlar ve medialde external sfinkter kası ile sınırlıdır. Altında iskiorektal fossanın transvers septumu vardır. Bu fossa rektumun her iki yanındadır ve derin posterior anal fossa ile ilişkisi vardır. Yağ ve bağ dokusundan oluşup, inferior rektal ven lenfatikleri de içerir. İkisi birleştiğinde at nalı abse gelişir.
  4. Supralevator fossa (pelvi-rektal fossa): Altta levator ani, yanda pelvik duvarlarla sınırlı, yağ ve bağ dokusu içeren bir alandır. Arkada bu iki fossa retrorektal fossa ile ilişkidedir.
  5. Retrorektal fossa: Pelvik diyafram ile levator ani arasında olup, yanda pelvik duvar, medialde ise, rektum ile sınırlıdır.
  6. Derin posterior anal fossa: Her iki tarafta iskiorektal fossayı birbirine bağlar. Altta süperfisiyel external sfinkter kası ile sınırlanır.

En sık görülen abseler, perianal fossada oluşurlar.

anal fossa

             Anal inkontinans:

Etyoloji: Mekanik nedenler, genelde travmaya bağlı (en sık obstetrik yaralanma). Nörojenik nedenler, pudental sinir yaralanmaları.

Ayrıca şiddetli ishal, fekal impaksiyon, radyasyon proktiti ve distal tümörler de inkontinans yapabilir.

Tanı için anal manometri ve sfinkter için EMG faydalıdır.

Tanıya göre sfinkter mekanizması cerrahi olarak onarılır.

 

 

 

 

 

                   HEMOROİD

Üst anal kanalda vasküler dokulardan zengin, elastik lifler içeren yastıkçıklar vardır. Defekasyonda, ıkınma ile bu damarlı yapılar şişer ve anal kanal epitelinin travmaya uğramasını önlerler. Bu damarlı yapılar üç tane olup, saatin 3, 7 ve 11 hizasındadır. Yastık görevi yaparlar.

                 Patogenez:

Yastıkçıklara travma en önemli mekanizmadır. En önemli etkenler: Sert gaita, uzun süreli ıkınma, artmış abdominal basınç ve pelvik tabanın desteğinin yetersiz olmasıdır.
Az posalı ve sert kıvamlı yiyecekler sonucu konstipasyon ve sert kıvamlı gayta oluşur. Bunu atabilmek için hastanın her defasında şiddetli ıkınması gerekir. Bu da vasküler yapıların aşırı dolmasına neden olur.  Sert kıvamdaki gayta pasaj sırasında mukozayı travmatize eder.                    Lamina propriada kanama olur ve bu parlak kırmızı renkte, gaita üzerinde görülebilir. Ayrıca bölgede hematomlar da meydana gelir.                      Bu durum sürekli olarak tekrarlarsa, anal yastık ve vasküler yapılar hasara uğrar. Anal kanaldan prolabe olur. Başlangıçta bu prolapsus kendiliğinden redükte olabilirken, zamanla irredüktabl olur ve hastanın bunu parmakları ile yerine yerleştirmesi gerekir. Stromayı oluşturan destek doku genişleyip uzar ve prolabe olan kısım devamlı kanar. Konstrükte sfinkterin dışına çıkan bu kısım strangüle olur. Damarlarda trombus gelişir ve ağrı ortaya çıkar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir