Skip to main content

ANOREKTAL BENİGN HASTALIKLAR

Tanıda spesifik bir yöntem yoktur. Yeni doğanlarda trombositopeni, hipofibrirojenemi olabilir.

Sintigrafide radyoaktivitenin az tutulduğu tek ya da multipl alanlar görülebilir. USG de hiperekojen görülürler.

Tanıda en değerli yöntem anjiografidir.

Tedavi: Asemptomatik hastalarda kanama riskinini çok düşük olması nedeni ile takip önerilmektedir. Ancak semptomatik ve 10 cm  çapın olması durumlarında rezeksiyon önerilir.

 

 

                   Adenoma:

Oral kontraseptif kullanan kadınlarda daha sık görülür. % 90 hastada oral kontraseptif kullanma öyküsü vardır.

Klinik olarak 4 şekilde kendilerini gösterirler.

1- Tesadüfen operasyon sırasında ya da başka sebepler ile yapılan USG ve BT tetkiklerinde saptanırlar.

2- Karaciğerde kitle olarak ortaya çıkarlar.

3- Tümör içine kanama, kapsülde gerilme sonucu sağ üst kadronda ağrıya sebep olurlar.

4- Karın içine rüptür sonucu introobdominal kanama bulguları ortaya çıkar.

1/3 hastada rüptür ve kanama görülür. % 85 hastada Tc 95 ile çekilen sintigrafilerde Kc. de daima defekti saptanır. USG ve CT’de solid kitle saptanır.

                 Tedavi: Akut abdominal ağrı ya da diğer semptomların oluşması durumunda rezeksiyon önerilir. Kanama acil cerrahi endikasyon oluşturur. Diğer adenomlarda ise konservatif tedavi önerilir.

 

                 Fokal Nodüler Hiperplazi:

Sıklıkla kadınlarda görülür. Oral kontroseptif kullanma öyküsü % 60 civarındadır.

Bu tümörler genellikle soliter ve 5 cm den küçüktür. % 90 dan daha fazlası tesadüfen bulunur.

Tedavide konservatif tedavi tercih edilir. Ameliyat sırasında saptanırlarsa biyopsi alınması gerekir. Oral kontroseptif kullanımının da durdurulması önerilir.

 

                   Mezenkimal Hamartoma:

Daha çok bebek ve çocuklarda görülür. Genellikle sağ lobda görülür. Erkek ve kadınlarda eşit oranda görülür.

Genellikle KC yüzeyinden kabarık tek bir kitle olarak ortaya çıkarlar ve genellikle saplıdırlar.

Tedavileri cerrahidir.

 

 

               PORTAL HİPERTANSİYON

İki kapiller ağ arasında kalan dolaşım bölümüne “portal sistem” denir. Hipofizin portal sistemi, KC’in portal sistemi gibi.

KC portal sistemi, sindirim sisteminin ve dalağın venöz kapiller ağı ile başlar, splenik ve mezenterik venlerin birleşerek oluşturduğu V. porta ile devam eder. Sinüzoid denilen KC içi kapiller sistemde sonlanır. Portal kan sinüzoidlerde KC hücreleriyle temastadır. Normal koşullarda sinüzoidlerin tümü açık değildir, bir kısmı kollabedir. Sinüzoidlere gelen kan miktarıyla orantılı olarak açılan sinüzoid sayısı artar. Portal ven kanı sinüzoidlerde kısma arter kanıyla karışır, sonra santral venlere, oradan Vena Hepatica’lara, oradan da V. Cava Inf’a gider.
              1) Porto kaval anastomozlar: Portal sistemin belli bölgelerde Caval sistem ile bağlantıları vardır. Ancak normal şartlarda bunlar pek önemli değildirler. Portal sistemde basınç artışı olduğunda bu anastomozlar belirginleşirler ve portal sistemdeki kanı kaval sisteme aktarmaya çalışırlar. V. porta’da kapakçık yoktur. Basınç artışı homojen dağılır. Komplikasyonlara yol açan 4 bölge önemlidir.

   PORTAL HİPERTANSİYON

              a) Özefagus çevresindeki anastomozlar: Mide fundusundan ve V. Gastrika sinistradan gelen kan bu anastomozlar sayesinde V. Azygos ve V. Cava Superior’a taşınır. Özefagus varis kanamaları denen olay bu anastomozlardan kaynaklanır.

              b) Dalak civarı anastomozlar: Bu anastomozlar portal sistemin özellikle de dalağın venöz kanını bir taraftan kısa gastrik venler – mide fundusu venleri – özefagus çevresi venler ve diyafragmatik venler yoluyla V. Cava Sup.’a taşıdığı gibi, spontal Splenorenal anastomozlarla V. Cava Inf.’a taşır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir